roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2019 Pazar

Hayalet Lise - Hayalet Serisi 1.Kitap Ayça Mutlucan - Kent Kitap


Hayalet Lise - Hayalet Serisi 1.Kitap

Kitap Sayısı:384 sayfa

Babası tarafından büyütülmüş, kendi halinde genç bir kız...
Hayata dair pek tecrübesi yok ve bu onu rahatsız etmekte!
Bir gün öğrendiği gerçek ile hayatı değişir.
Genç kız ve babası, doğaüstü varlıklar dünyasına ait bir soyun üyesidir.
Fakat 'bastırılmış gen' etkisiyle kurt adam soyundan olmalarına rağmen, insan özellikleri gösterirler.
Genç kızımız yine de bu varlıkların gittiği Hayalet Lise’ye kabul edilir ve doğaüstü dünyaya ilk adımını atmış olur.
Bundan sonra, hem kendini hem de üyesi olduğu bu alemi keşfedecek, yeni arkadaşlar edinecek ve bunu yaparken de kendini ciddi bir
tehlikenin içinde bulacaktır.
Ne dersiniz?
Belki de babasıyla birlikte insan dünyasında kalmalıydı!
Hayalet serisinin ilk kitabı Hayalet Lise’yi büyük bir merak ve heyecanla okuyacaksınız...

Kitap Yorumum: Akça annesi ölmüş, babası tarafından büyütülmüş bir genç kızdır. Melodi, Meylis, Ecmel ile birlikte insan okullarında yapamayıp bastırılmış gen olmasına rağmen Kurt adam soyundan olmalarından dolayı Hayalet Lise'ye gitmeyi tercih eder. Kitapta ilgi çeken bir çok karakter var. Özellikle Pars, Baybora karakterleri ön plana çıkıyor.
Baybora'ya olan sevgisi, arkadaşlığı zamanla başka duygulara ister istemez kendini bırakacaktır.
Babası niçin Baybora ve Pars adını duyunca geriliyordu? Gördükleri resimler neyi anlatıyordu? Annesi kendisi doğarken öldüğü söylenmişti ona. Peki mezarı neredeydi? Babası onu annesinin ölümünden dolayı suçluyor muydu?
Yara karakteri de çok uç bir noktada yine yerini alıyor. Kitapta 4'lü grubun dostluğu dikkat çekici.  Akça kitapları görünce çok mutlu oluyor. Buradan yine kitapların önemini bir kez daha anlamış oluyoruz. Kitapta araştırmacı, yazar olarak karşımıza çıkan bir karakter. Melodi daha duygusal ve doğaüstü olaylara inanan birisi, aura okuyor, astroloji ile ilgileniyor, Ecmel kavgacı yeri geldiğin de ama bir o kadar da dost canlısı, Meylis ise kendi halinde sessiz sakin kimsenin bir şeyine karışmayan bir tip.
insan bir gün uyanınca bir yalandan ibaret hayatının olduğunu görürse ne hissederse Akça 'da onu hissediyordu.
Hayalet Lisedeki görünmez varlıklar ile mücadeleyi nasıl yapacaklardı? Pars iyi mi yoksa kötü birisi mi karar vermek güç. Şimdilik kitapta favorim yok diyebilirim. ;) Sanırım serinin 3. kitabını okuduğumda kararımı vermiş olacağım. 196. sayfada Melodi'nin duası ile sesli kopmuş olabilir. Komik, hüzünlü, fantastik, aşk her şeyden biraz olan harika bir kitap diyebilirim. O kadar heyecanlı ki, şimdiden serinin 2. kitabının çıkmasını sabırsızlıkla bekliyorum. Yazarımızın daha önceden okuduğum kitapları ise, Sultanların Günlüğü ve İskoç Kral ve Ben eserleriydi. Güzel bir kalem. Özellikle Türk yazarlardan niye fantastik eser yok diyorsanız birde ayça Mutlucan eserini okuyun derim.
Kalem dostuma başarılarının devamını diliyorum.
DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

22 Ekim 2019 Salı

İKİNCİ BİR ŞANS YOKTUR / SİNAN CEYLAN




İKİNCİ BİR ŞANS YOKTUR / SİNAN CEYLAN
KİTAP SAYISI:168
KİTAP YORUMUM: Tuğberk içimizde yaşayan bizden birisi. Niçin bunu diyorum? Tuğberk 2 güvendiği dostum , arkadaşım dediği iş ortaklarına sonsuz güvenmesinin sonucunu çok acı bir şekilde ödeyecekti.
Güven neydi? Emek neydi? Emek her selam verdiğimiz kişi bir ilişki ise, ona verilecek biz olmanın hakkı olan emekti. Emek verdi Tuğberk arkadaşlarına, onları sevdi, korudu, kolladı.
Sonucu mu?
Sonucu ihanet ile sonuçlanacaktı. Bizden birisi dedim, her insan bir kez bile olsa ihanet denen o illet ile, o çirkin eylem ile karşılaşmıştır. Belki de ihanet edenler, zamanında ihanete uğradıkları için sevdikleri tarafından ihanet etmenin normal olduğunu sandılar ve o yolu seçtiler. Zaten Tuğberk de 2. şansı olsaydı edecekti ihanet, ister istemez.
Kitabı okurken Tuğberk ile sinirlendim, onunla birlikte hırslandım yalan yok. Oysa intikam yine kendini yiyen bitiren en kötü his belki de. Tuğberk yapabilseydi bile yine de mutlu olmayacaktı. Belki de böyle durumlarda tek yapılacak şey ilahi sisteme güvenip yoluna devam etmeyi başarabilmek.
Peki yoluna devam edebilmek kadar ya şansı Tuğberk kadar kalmadıysa?
İşte onu düşünmüyor insan. Empat olduğum için iliklerime kadar hissettim ihaneti. Belki de kendi yaşadıklarımızı irdelerken o yüzden sinirlendik bu kadar kitabın ihanet tarafı ortaklarına ve kötülük kokan sansarlara.
Benim kitaptan en öğrendiğim ders ise;
Kesinlikle ne kadar tanırsak tanıyalım sonuna kadar şans tanımayalım kimseye. Tedbirimizi hele ki imzalık durumlarda alalım. İmza çok önemli bir eylem. O yüzden söz uçar yazı kalır denir. Dostluk ile iş ilişkisini ayrı tutalım. Belki de her canlıya belki diyerek mi bakmak lazım bilemedim ama insan güvenmeden de yaşayamıyor ki. Niye insan en büyük darbeyi inandıklarından alır? Çok etkilendiğim eserlerden birisi olarak okuma tarihime geçti.
Yazarın kalemi gerçekten çok akıcı. Kitabın sayısı az olmasına rağmen içerisi dopdoluydu. Tuğberk'in yaptığı planlar ise gerçekten yine ders verici boyutta.
İkinci şans böyle durumlarda olmalı bence. Mesela her insan ikinci şansı hak eder derler ya, bize ihanet edene değil yanılan kişilere ikinci şans gerekli.
Doğruluk ayakta kalmak için sisteme mi uymak yoksa insan olmayı mı başarabilmek her koşulda derseniz ben kesinlikle insan olmayı başarabilmek derdim. Çünkü insan olmadığınız zaman başarılı olmanızın anlamı yoktur. Şeytanın kölesi oluruz.
Finalin farklı biteceğine her okuyan inanacak. Ama... Okumanız lazım orada tüyo veremeyeceğim.
Kaleminiz daim olsun değerli yazarım. Süper bir eserdi.

EYLÜL / SERKAN ÖZEL KİTAP SAYISI:208

EYLÜL / SERKAN ÖZEL
KİTAP SAYISI:208
Beni soracak olursan, biraz daha yaprak döktüm bu sene. Bir yanımı kuru bir yalnızlık aldı, diğer yanımı da iyiden iyiye bir hüzün sardı. Çok şey bekledim ama bir tek Eylül kapımı çaldı. Onun da çok değil, bir ay kadar ömrü kaldı.
KİTAP YORUMUM: Ali küçük bir çocuk iken köyde ailesindeki umuda yolculuk sürecinde gelişmeler ile başlıyor hayatı. Önceden okumasını isteyen kız kardeşine, annesine iyi davranan babası sonradan birden içki içen onlara küfür eden, döven, okula gitmesini istemeyen birisine dönüşüyor. Annesinin hep madur olduğunu zanneden Ali yıllar sonra ailesini mahveden gerçeği öğrenebilecek miydi?
Komşuları babası gittikten sonra yardım etmeye başlamıştı onlara. Çünkü fakirdiler ve giyecek kıyafetleri bile yoktu. Acaba gerçekten yardımsever olduğu için mi yardım ediyordu kendilerine, yoksa başka hikmeti var mıydı?
İstanbul'a gelen Ali ailesini ve kendisini bir yerlere taşımak adına çalışmak ve onlara babasının yapamadığını yapmak zorundaydı.
Kız kardeşi okusun diye kendisini feda eden Ali acaba kız kardeşinin sonradan değişimine olumlu yönde olması için yardımcı olabilecek mi? Çünkü bazen para vermek yetmemeye başlar. Çünkü bazen paradan üstün şeyler vardır. Aile de manevi değerlerin ne kadar yüksek verilmesi gibi. Yok iken imkanları aza kanaat edilirde, ortamların değişmesi ile bir çok karakter insanlıktan çıkartır insanı.
Patronu tarafından himaye edilen Ali geleceği hayal bile edemeyeceği ortamlara girmesi ile değişir. Ortağı, artık kardeşi, dostu her şeyidir. Bazen çıkarlar kardeşliği de, dostluğu da bitirebilir. Nefisin araya girmesi ile gelişen olaylar gerçekten can sıkıcı. Hem kendisi için hem de ortağı, dert ortağı, dostum, kardeşim dediği kişi için.
Kız kardeşi ne zaman bu kadar para ile karakterini yer değiştirmişti? Çözüm bazen yoktur sadece yaşamaktan başka.
Kitaptan öğrendiğim en önemli ders ise, insanların bam telleri vardır. Her iyi insan bam tellerine durum dokunduğu zaman en yakınlarını bile harcayabilirler.
insan öleceğini bile bile niye birinin sınırı aşar ya da aşmak ister? Bazen öyle yaşatılanlar vardır ki, ölüm ile yaşam arasında çokta fazla bir fark yoktur. Eğer istediğiniz gibi yaşamıyorsanız ölümü seçmek ve bunu uygulatmak zor da olmaz.
Kitapta o kadar olaylar zinciri art arda oluyor ki insan şaşırmaktan ve merak etmekten ve hızlıca okumaktan başka bir şey yapamıyorsunuz.
İnsanlar değişir bunun örneklerini kitapta çok net göreceksiniz. Güzeldi. Yazarımızın kalemine sağlık.

31 Ocak 2017 Salı

-AYAZ - MELİKE MELİS - KENT KİTAP-

-AYAZ - MELİKE MELİS - KENT KİTAP-
Bazen kaybederiz; umudumuzu, sevdiklerimizi ve sonunda kendimizi…

Hayata yenik başladığını düşünüyordu.
Çok şey kaybetti, kaybederken kazandıklarını hiç görmedi.
Ayaz, bir insandan çok bir coğrafya idi.
O coğrafyanın en sert özelliklerini taşıyan bir adam ve onun çileli yolculuğu.
Puslu bir vakitti sarmalayan o gece şehri… Gökyüzünde çatırdayan bir depremin dalga dalga yayılan kükreyişinde uyandı gecenin öksüz kuşları.
Utandı bulutlar bu arsızlığa, döktü usulca gözyaşlarını uzakların ötesinden izlediği sonsuzluğa.
Şimdi kahrolası bir rüzgâr taşıyordu arşın saf ruhunu.

Art arda çakan şimşeklerin böldüğü gecede, bu koca şehrin kirli sokaklarında bir adam yürüyordu yine, her adımda ezerek gecenin yüreğini.
Parkasından kan damlıyordu kimsesizliğin orta yerine, kimselerin haberi yoktu yaralanmışlığından.
Ve sabah henüz çok ötelerdeydi, son veremezdi gecenin yeryüzündeki hâkimiyetine.
Sokak lambaları bile korkup sinmişti karanlığa; bütün ışıkları söndüren karanlık sadece kendi görsel şölenini izletiyordu o gece kâinata.
Bir adam, eli yüzü kan içinde, attığı adımlar idrakinden hür; yürüyüp gittiği yol meçhul.

Aniden yandı gece, korktu sokaklar, bir nara kopup geldi ötelerden. Yaralı olan durup dinledi bu haykırışı; baktı gökyüzünün en karanlık katına.

Bir ses daha böldü geceyi; bir ses durdurdu atan bir yüreği. Yığılıp kaldı yaralı olan, şehrin kirlenmiş sokaklarına. Kimseler şahit olmadı bu cinayete, gecenin karanlığından başka.
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 320

Baskı Yılı: 2016


Dili: Türkçe
Yayınevi: Kent Kitap
KİTAP YORUMUM
Ayaz, annesini çocuk iken kaybedince erken büyümek zorunda kalan idealleri olan bir gençtir. Maddi sorunları olmasına rağmen hep ayakta duran kimseden bir beklenti içine girmeyen dışarıdan sert görünmesine rağmen oldukça duygusal birisi. Hayatı hep sevdiklerinin ölümlerini görmek ile geçmiş. Sürekli okuyarak kendini yetiştirmesi bir yana ve sürekli yazarak ifade ettiği belki de en değerli dostu defteri.
Ayaz'ı okuyunca insan kendini çok zayıf hissediyor. Belki de tekg üç hayatta dimdik durabilmek. Bunun maddiyat ile de alakası yok. Kimseye zayıf tarafını göstermemek.  Ayaz istese çok başarılı bir iş adamı da olabilirdi ya da değerli bir politikacı, Satış temsilcisi ya da reklamcı. Ama bunların hiçbirini tercih etmedi. Hep bir işaret bekledi Yaradan dan. Varlığını yaşadıklarını sorgulaması onu dışarıdan asi, ulaşılmaz, öfkeli bir ruh haline soktu. Oysa Ayaz'ın tek isteği yaşadıklarına cevap bulabilmek. Oysa o da herkes gibi imtihan ediliyordu. Ayaz'ı en güzel kızlar bile o karanlık dünyasından çıkaramaz iken acaba hangi yolu tercih edecek? Bunun cevabı için labiret içinde bulunan Ayaz'ın hayatını okumalısınız. Ayaz bizler gibi sıradan görünse de aslında her insanın hayatında olması gereken gerçek o mu? Cevabı kitapta.
Ben okurken gerçekten keyif aldım. Hele son yüz sayfa da uyutmuyor. isterse sabahın 5' i olsun meraktan yine okumak durumunda kalıyorsunuz.
Melike Melis'in kalemini hepimiz biliyoruz. Duygusal satırlara imza atarken bu kitapta karşımıza ne istediğini bilen, sorgulayan susmayan, korkmayan  bir gencin profilini çizmiş.
Özetle okumalısınız. Kalemin daim olsun Melike Melis. Devamını, yeni eserlerini bekliyoruz. Ayaz kitabının seri olması gerekiyor kişisel fikrim budur.


DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

19 Temmuz 2016 Salı

YeniAy Kıraathane: Hayalet Serisi - 1 "Hayalet Lise"

YeniAy Kıraathane: Hayalet Serisi - 1 "Hayalet Lise":



"Olağanüstü bir maceraya hazır olun! Bu okul, sizin bildiğiniz okullara benzemez!"


Ayça arkadaşımın wattpad'de yayınlamaya başladığı yeni romanı. Muhakkak göz atın. :)





9 Mayıs 2016 Pazartesi

-PINAR ÇAĞLINER-SALINCAK- -CİNİUS YAYINLARI-




Bu kitap senin elinde.
Ama ipucu yok...
Okuduğunda canlanacak hikaye,
Şimdi onu uyandırmayalım...
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 105

Baskı Yılı: 2016


Dili: Türkçe
Yayınevi: Cinius


KİTAP YORUMUM

Sema, Beril ve Serkan’ın herkes gibi aslında tek istekleri mutlu olmaktı. Ama kader onların peşini bırakmadı. Fazla sevgi de bazen yıpratıcı olabiliyor bunu anladım ben bu kitaptan. Bazen mutlu olmak için hayatımızın aşkını da bulmak yetmez. Farkında olmadan sevdiklerimize zarar veririz. Tabi ki Kitabın ana konusunu anlatmayacağım okurun şevkini kırmamak adına.

Kitaptan çıkardığım ders ise; yakınımız bile olsa kimsenin hayatına karışmamamız gerektiği, hata yapmasına izin vermemiz gerektiği, intikamın kötü bir şey olduğu, çocukları asla entrikalarımıza alet etmememiz gerektiği. Bazen affetmek gerekir hataların yerine yenilerin oluşmaması adına. Ama ya yaşadıklarımız ağır gelip de otokontrol elden giderse naparız? Bence okumalısınız. Hayata dair çok şeyler öğrenecek ve çok ders çıkaracaksınız.

Yazarımızın kalemi oldukça akıcı ve 1 günde bitirdiğim kitabımım. Değerli yazarımız Pınar ÇAĞLINER’e eseriniz benimle buluşturduğu için teşekkür ediyorum.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN



12 Nisan 2016 Salı

* RÜZGÂRA DOĞRU KOŞANLAR * EYŞAN UTKU * * KANES YAYINLARI *





Manik depresif bir kadının delirmemek için verdiği büyük mücadele, bir kısrakla olan içten dostluğu.
Bu kadına her şeyini adamaya hazır, tutkuyla seven bir erkek.
Kadınlar ve erkekler; kısraklar ve aygırlar...
"Yaşlı adam gülümsemişti.
"Bir saguaro delik deşik edilebilir, oyulabilir, devrilebilir, ezilebilir; ama yine de yaşar, yine de hayat veren suyu depolar, yine de yabanıl bir şekilde büyüyüp kendini onarır."
"Genç adam içli bir melodi çalan sokak şarkıcılarının yanına gitti ve önlerindeki gitar kutusuna hatırı sayılır bir miktarda bahşiş bıraktı : "Elbet güneş bir gün bizim için doğacak!" dedi.
"Ah hayat! Bunca atıp tuttuktan sonra bile sana inanıyorum. Hâlâ rüzgâra doğru koşuyor, ruhlarla dans ediyorum..."
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 208

Baskı Yılı: 2015


Dili: Türkçe
Yayınevi: Kanes Yayınları


KİTAP YORUMU

Küçük yaşta dedesinin hediyesi olan kısrak ile tanışan Tauna kısrağının ismini Fıstık koyarak birlikte büyürler ve en kötü günlerini birlikte atlatırlar. Manik depresif bir kadının ayakta kalma çabası. Mutsuz bir evlilik sonuca erkeklere olan güvensizliği ve aldanışları.
Kitap da en çok sevdiğim bölüm genelde bazı erkekler problem olduğu zaman kaçarlar. Oysa bu kitaptaki kahramanımız Nejat Tuana’ya olan büyük aşkı ile bütün sorunlarını çözecek ve mutlu bir evliliğe adım atacaklardır. Kitap umut vaat ediyor. Kitap dan öğrendiğim çok öğreti var. Mesela her ne olursa olsun vazgeçmememiz gerektiğini, gerçek aşk varsa olmaz denilen tüm sorunların huzur ile kendiliğinden çözüleceğini  anlatıyor. Kitabın dili oldukça akıcı yine 1 günde bitirdiğim kitabım.
İnsanlara bakış açısını bir kısrağın gözünden okuyacaksınız. Atlar hakkında da bilgi veren değerli yazar özgürlüğün önemine değinmiş. Yazmanın ve kitap okumanın terapi olduğunu kitap da bir kez daha gördük.

Değerli yazar Eyşan UTKU’ya değerli kitabını benimle buluşturduğu için teşekkür ediyorum.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN


4 Mart 2016 Cuma

*()* DÖNÜŞÜM 13 VAKTİ *()* TÜLİN BATURU OCAK *()* *()* CİNİUS YAYINLARI *()*




Hiç canınız acımadan ruhunuzun yandığını, nefes almak isterken alamadığınızı, içinizin yandığını, ölümden hiç korkmadan deli gibi koştuğunuzu, her şeye kafa tutup hiçbir şey düşünmeden her şeyi göze aldığınızı hissettiniz mi hiç?.. Canım yanıyor. Korkmuyorum. Doğduğumda Lightning Legent ismiyle kutsanmamdan mıdır bu mucize? Acaba güç ve hızı çeken ismim midir? Ölüm müdür, aşk mıdır? Gerçek bir Lightning olmuştum. GÜÇ ve HIZ… Her şey değişti.
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 408

Baskı Yılı: 2015


Dili: Türkçe
Yayınevi: Cinius

KİTAP YORUMUM

Lightning Legent tıp okuyan bir doktor adayıdır. Bir gün bir arkadaşına aşık olur. Oysa aşık olduğu adam başka ülkeden başka bir kültürdendir. Sevdiği adam bir gün ondan vazgeçer. Ya da gerçekten vazgeçmiş midir? Bazen yaşadığımızı sandığımız şey, sandığımız gibi olmayabilir. Aşk bazen sevdiğin için vazgeçmektir. Aşk bazen sevdiğini öldürmektense kendi hayatından ödün vermektir. 10 yıl aşk’ı uğruna komada kalan Lightning Legent uyandığın da bambaşka hayatın içinde kendini bulacaktır. Bu aşk acaba olgunlaşıp kavuşacak mı ? Yoksa yeniden fedakarlığa mı yerini bırakacak? Bildiğiniz bütün aşkları unutun. Sizi sıra dışı bir aşk romanı bekliyor. En gerçek  aşk dokunmadan, uzaktan sevebildiğiniz sürece sadece nefes alsın ben vazgeçerim diyebiliyorsanız uzaktan yine de hayatınıza hiç kimseyi almadan tek başınıza bu aşkı dipdiri ayakta tutabiliyorsanız  bu aşkın önünde de eğilir insan. Kimlik çatışmasını, ailenin önemini, kadın erkek ilişkisini, dostluğu, ölümü, yaşamı çok güzel yerlerden bize sunmuş yazar. Kitap seriymiş. Seri okumanın tek kötü bir yanı var merakla bekliyorsunuz bir an önce çıkması için. İyi bir yanı var kahramanları sevdiyseniz biliyorsunuz ki macera devam ediyor. Ben şahsen Lightning Legent’ın her ne kadar vazgeçmiş gibi görünse de, farklı bir hayat bile kursa bir gün bu aşkın kavuşacağına inanıyorum. Hatta sevdiği adamın bu tüyoyu söylemiyorum okura haksızlık olmaması açısından finalin o şekilde bittiğine de inanmıyorum. Kitabın bana öğrettiği ders ise birçok verdiği dersin yanında iletişim önemli. Her ne olursa olsun gerçek bir aşk varsa kararların ortak alınması gerektiği taraftarıyım. Öğrettiği başka ders ise bazen gerçek dostluk varsa aileden olur. Aile demek sadece kan bağı ile ilişkili değildir.
Ben kitabı okurken yer yer gülümsedim, gülümserken hüzünlendim. Lightning Legent’a finali öyle hazırlaması beni kızdırdı. Hayattan alması gereken ne varsa almalıydı. Kimse ondan bir fedakarlık istememişti. 2. seriyi büyük bir merakla bekliyorum.

Değerli yazarımıza bu eserini benimle buluşturduğu için de teşekkür ediyorum.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

21 Şubat 2016 Pazar

*()* GÜZ RÜZGARI *()* CANSU TIRAŞOĞLU *()*





Adı ne olur bilemem, tipi nasıl olur onu da bilemem, o seni sevecek mi, her şey istediğin gibi mi olacak bunları da bilemem ama bildiğim bir şey var güzel bebek; günün birinde âşık olacaksın! Ve çok defa da âşık olunacaksın!

Seni kimlerin sevdiği umurunda olmayacak, birileri senin peşinden koşarken sen seninle ilgilensin ya da ilgilenmesin yüreğini verdiğin adamın peşinden gideceksin. Yıldızları bir başka görmeye başlayacaksın âşık olduğunda, yüreğindeki aşkın derinliğinde boğulurken sevdiğin adamın elinden tutup yıldızlara kurduğu salıncağa seni götürmesini umacaksın. Eğer o yanındaysa hayata hep gökyüzünden bakacaksın. Ve o hayatındaysa en büyük korkun onu kaybetmek olacak!

Kavuştum mu ben şimdi sana, gözlerine korkusuzca bakamıyorum ki hâlâ… Gözlerin mavi ateş, umut değil korku veriyor bugün bana. Ben bir kelebek olmak istiyorum bugün, konabilmek için avuçlarına. Kaderimi ellerine bırakmak istiyorum, ister kanatlarımı sev okşa, istersen öldür avuçlarının arasında. Ben bugün sana yakın olmak istiyorum, yaşadığım acılara nispet yaparcasına…

Satır satır koşmak istiyorum bugün, yazacak o kadar çok şey var ki sana dair. Sen bana doğru yönelmesen de ben cümleleri bana çıkarabilirim senin ağzından. Ben senin yüreğini ben yapar da güzel bir oyun oynarım sevgisiz yüreğine sevgimi doldurarak. Okursan şaşırırsın. Satırlarda Rüzgâr'ın aşkını okuyup gerçekte sevmeyi bilmeyen yüreğinden utanırsın.

Hayal bu ya ben Güz'ü yaşayan ağaç olurum sen yapraklarımı toplarsın yerlerden. Çöpe atmaz saklarsın belki onları bir daha asla benim bir parçam olmayacağını, benimle birleşmeyeceğini bildiğin halde. Ve sevmezsin hiçbir yeşil yaprağı benim dallarımda yeşil yaprak kalmadı diye



KİTAP YORUMUM
 Bu romanında ise değerli yazarımız akrabasına aşık olan bir genç kızın mücadelesini bir aşkın ne kadar ileriye gideceğini anlatıyor ve yine kitapta bir çok mesaj var. Güz Rüzgarı çok seviyor oysa Rüzgar İstanbul’da yaşıyor. Aynı şehirde kalabilmek uğruna acaba Güz ne türlü planlar yapacak ve Ankara dar gelmeye başlayınca sevdiğine yakın olabilmek uğruna İstanbul da kalmayı başarabilecek mi? Okumaya değer bir kitap daha var karşınızda. Yine bir solukta bitirdiğim ve kitap bitmeden uyamadığım heyecan sevgili yüklü bir roman. Mutlaka okumalısınız. Aşk acaba Rüzgara Güz aracığıyla mı gelecek? Tabi ki yine tüyo vermiyoruz.

Değerli yazar Cansu TIRAŞOĞLU’na değerli eserlerini benimle buluşturduğu için teşekkür ediyorum.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

14 Şubat 2016 Pazar

*()* ARSİNE *()* ALİ BAYRAM*()*

*()* ARSİNE *()* ALİ BAYRAM*()*

"Ermeni tehcirinde gizli kalmış gün yüzüne çıkmamış nice hikayeler vardır...

Tehcir anında tren vagonunda dünyaya gelen Arsine'nin Ayşe nine oluşuna kadar geçen acı dolu yaşamın gerçeği...

Acı, ölüm ve feryat ile Arsine' nin 100 yıl önce başlayıp Ayşe nine olarak sevinç ve gözyaşı ile biten yaşam öyküsü...
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMUM

100 yaşındaki Asrine ninenin hayatı anlatılıyor bu kitapta. Aslında sadece Asrine hanımın değil birçok hayatlar var. Kitapta yokluğun en dibe vurmuş hali irdelenmiş. İletişimin koptuğu telefon, mektup olmadığı yıllar. Ermeni kızı Asrine ile İbrahim’in aşkı ile patlak veren olaylar bir kısır döngüye dönüşür. Yıllardır farklı din ve kültürde yaşayan birbirlerinin inanışlarına saygı gösteren kilise yapılmasına bile izin veren ölülerinde, düğünlerde hep birlikte imece usülü sorunları çöküp iş yapan köydeki komşular gün gelir birden herşey tersine döner. Ölümler, cinayetler, intiharlar, mal davası, ve tecavüzün en kötü hali. İnsan en çok akrabalarına güvenir. Bu kitapta kan bağının çok da bazen yetersiz olduğu bazen de dışarıdan daha yüksek destek gelebileceği  birçok mesaj var kitapta.
Örnerğin; istenirse hangi dil,ırk,din, kültür olursa olsun saygı olduğu sürece birlik ve beraberlik içinde yaşanabileceğinin mesajı verilmiş. Bazen anlayış göstermenin sadece okumakla olabileceği söylenir. Oysa ki bu kitaptaki kahramanların hepsi yaşayan canlı örnekler ve köyde okul olmadığından dolayı hiç kimse okula gitmemiş ve tamamen anne ve babaların dan, atalarında gördükleri kültürü uygulamışlar. Son derece başarılı yaşayabilmişler. İstenirse olabiliyor demek ki. Sol taraf olduğu sürece her şey başarılabiliyor.
Yazarımız yine başarılı bir çalışmaya imza atmış. Yine yaşanan örnekler ile kahramanlar oluşturulmuş. Arsine’yi sizlerde merak ediyorsanız mutlaka okuyun derim. Çok şey öğreneceksiniz hayata dair.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN







13 Şubat 2016 Cumartesi

*ALİ BAYRAM * İNTİHARDA POLİS*

*ALİ BAYRAM * İNTİHARDA POLİS*

Değerli meslektaşlarım,
Polisin de adalete, insan gibi yaşamaya, çalışmaya hakkı olduğunun farkına varılabilsin ve daha fazla polis yaşamına son vermesin diye İzmir Çeşme Adliye önünde kendimi şehit ediyorum… Umarım işe yarar ve siz geride kalan meslektaşlarım, hak ettiğiniz insani koşullarda yaşama ve çalşma haklarına kavuşursunuz!

Ali Bayram'ın Şehit Polis Memuru Erol Benzer'in bu son yazısından yola çıkarak kaleme aldığı "İntiharda Polis", emniyet mensuplarının ne kadar güç şartlar altında çalıştığına ve yaşadığına somut bir örnek oluşturan bir eser olma özelliği taşıyor. Bayram'ın şehit meslektaşına ithafen kaleme aldığı eserde, karşılaştıkları onca probleme rağmen kanlarına işlemiş meslek aşklarıyla her türlü sıkıntıya göğüs geren polislerin başlarından geçen ilginç olaylar, yazarın kendine has kurgusuyla okuyucularla buluşuyor.
(Tanıtım Bülteninden)


Değerli yazarımız bu kitap da bunalıma giren her türlü zorluk ile baş etmeye çalışan bayram da, hastalıklar da ya da hayatları hakkındaki önemli konularda izin alamayan görevlerinin kendi hayatlarının önüne geçtiği Polis mesleğinin zorluklarını irdelemiş. Kendisi de bu meslek de olan yazarımız bizzat yaşadığı konuları ele almış. Örnek verdiği tüm intihar eden kardeşlerimizin hayatı gerçekten bu mesleği sevmeden asla yapılamayacağını bir kez daha düşündürdü bana. Bu mesleği seçmek isteyen kardeşlerimizin belki de bu kitabı önce okuması lazım ki severek bu kararı alabilsinler.

Yazarımız Çankırı ilinde yaşadığı çocukluğun çok güzel analiz etmiş. Çankırı da yaşayan birisi olarak çok duygulandım ve gurur duydum yazarımızın kalemi ve duyarlılığı ile. Kendisine başarılarının devamını diliyorum. Kitabın sonundaki şiir beni bitirdi. Polis teşkilatımıza daha güzel ortamlarda çalışabilecekleri yarınlar diliyorum.


DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

6 Şubat 2016 Cumartesi

*()* ALİ BAYRAM *()* 13’ÜNDE KADIN OLMAK *()*

*()* ALİ BAYRAM *()* 13’ÜNDE KADIN OLMAK *()*

"Odanın dışın açıkan kuş Ömere yaşlı kadın çarşafı sorduğunda, kuş Ömer yere çömeldi ve çocuk gibi ağlamaya başladı. Kadın içeri girdiğinde Sılanın yatakta cansız yattığını gördü ve Adnan ağa yetiş gelinin ölmüş diye feryat etti.

Bez bebeklerle oynamaları gereken dönemde, cinselliğin ne olduğunu dahi bilmeden gerdeğe girdirilen ve Amca ne olur beni anneme götür , Ne olur bana birşey yapma korkuyorum diyer yalvarmasına rağmen bir hayvanın üzerine çıkıp küçücük bedenini kavraması ve ağzını kapatıp nefessiz bırakması ile ölümüne neden olduğu Sıla ile ikizi Helinin hikayesi…..

BENİM YORUMUM:

Helin ve Sıla babaları tarafından töreye kurban gitmemesi küçük gelin olmaması için kaçırılan çocuklar. Çankırı Çivi köyüne yerleşen aile orada da kaderlerinden kaçamayacaklardır.
Kitapta köy yerlerinde imece usulu çok güzel anlatılmış. Saf temiz insanlar onlar aslında. Köye geline sahip çıkan yuva veren, aş veren temiz insanlar. Gel gör ki yanlış inanışın kurbanı olmuş çoğu. Yağmurdan kaçan Narin gibi tıpkı. Oysa Narin ve Ayaz’ın tek istediği mutlu olabilecekleri bir yuvaydı. O yuvayı kurmak adına atılan yanlış adımlar ise ikisinin sonunu hazırladı. Öğretmen Özlem tüm öğretmenlerin örnek alması gereken bir kahraman kitapta.Ama yanlış şeylerin düzeltilmesine onun da hoş görüsü uzun çabaları yetmedi. Final hiç istemediğimiz kadar hazin bitiyor. Ölenler, intihar edenler, öldürülenler ve tecavüze uğrayan kadınlar. Burada beyin gücü değil bedenin gücünü kullanan kişiler kazanıyor. Ya da onlar da kaybediyor aslında. Kazanan yok bu kitapta ve töreyi yaşayan hiçbir yerde. Ama halen acıyan kanayan yaramız töreler niyeyse birçok genci hayallerini de alarak çöpe gönderebiliyor. Toplum sorunlarına çok gerçekçi bakış atan değerli yazar Ali BAYRAM’ı duyarlılığından dolayı kutluyorum.
Amaç ve araç ilişkisini keşfeden nadir bir insan kendisi. Amaç toplum sorunlarını irdelemek ve belki de dikkat çekerek düzelmesini sağlamak. Araç ise kalemi oluyor değerli yazarımızın. Kaleminizin daim olması dileğiyle.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN
 

3 Şubat 2016 Çarşamba

*()* ERCAN AKARSU *()* İKİMİZİN MELODİSİ *()* *()* KANES YAYINLARI *()*

*()* ERCAN AKARSU  *()* İKİMİZİN MELODİSİ *()*
       *()* KANES YAYINLARI *()*

Hayata dair her şeyi anlatmak zordur.
Bu cümlelerde; yaşadığımız, uzaktan baktığımız, konuşamadığımız, çaresiz kaldığımız, korktuğumuz ve bazen gülümseyerek hayal kurduğumuz anlara ait tüm duygular var.
Bu kitapta "hayat" var.
-Toygar Işıklı-

Aşkın hatırı vardı; günahı, sevabı vardı onca yılın.
Yoksa, kendin silecektin gözyaşını.
Oysaki ben her damlasını notalara teptim.
"Sol" isyanlarındı,
"Fa" öfkelerin.
"La" kalakaldı öylece, hiç mi sevmedin?
Eksik kaldı yine ikimizin melodisi.
"La" sız...
Ki "La" sonsuzluk hecesi...
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 192

Baskı Yılı: 2015


Dili: Türkçe
Yayınevi: Kanes Yayınları


BENİM YORUMUM

Değerli içli sözleri ve yazıları ile yine yazarımız harika bir kurgu çıkarmış ortaya. Kitabı okurken yer yer düşünecek yer yer gülümseyecek ve duygulanacaksınız. İnsani duyguların hepsi çok güzel işlenmiş motif gibi.

Ben kitabı okurken çok keyif aldım. Bu kitabın bana ulaşmasında rolü olan Değerli Kanes Yayınları çalışanlarına ve değerli yazarımıza imzalı bana ulaştırıldığı için teşekkür ediyorum.


DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

*()* DERİN DERİN *()* DİLEK ÜNAL *()* *()* CİNİUS YAYINLARI *()*

*()* DERİN DERİN *()* DİLEK ÜNAL *()*
       *()* CİNİUS YAYINLARI *()*


Aynı evde iki Derin.
Aynı adamla aynı kadın ikisini de terk etmişti.
İkisinin de sarılması gereken yaraları vardı.
Oysa onlar kanatmayı tercih ettiler...
Ve Tünel'in karanlık bir sabahında birini Uyku tutmazken diğerini bırakmaz...



Sayfa Sayısı: 172

Baskı Yılı: 2009


Dili: Türkçe
Yayınevi: Cinius

KİTAP YORUMUM:
Derin ve derin yıllar sonra karşılaşan ikiz kardeş onlar. Yıllar sonra aynı evde yaşamaya mecbur kalırlar ve iç hesaplaşma başlar. Anne ve babasını sorgulamaya başlarlar. Yüzleri birbirine benzeyen hem adaş hem de ikiz olan bu kardeşler acaba iç hesaplaşma sonucunda dost olmayı başarabilecekler mi? Final beklemediğim gibi bitti. Üzgünüm sanırım farklı ummuştum. Rüyaların uzunluğu ve iç hesaplaşma konunun sıra dışı olması bana bir sinema filmi senaryosu olabileceği fikrini doğurdu.
Kitabı okurken ister istemez empati yapıyorsunuz ve sizde kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz. Hayat belki de sandığımızdan daha farklı bir boyut. Her ne olursa olsun vedalar acıtır yüreği. En acı amansız ayrılık bence ölümdür. Bu sahne çok güzel işlenmiş. Koptuğum anlardı. Yazarımızın “Kâniye”  kitabını okuyan birisi olarak kalemini çok sevdim. İki kitabındaki başarısını inanıyorum ki diğer yıllarda da gösterecek. Kendisinden yeni eserler okurları olarak bekliyoruz.
Bu kitaptan öğrendiğim ders ise; her ne olursa olsun gecikmeyelim. Dostluk, affetmek  ve sevgi hep olmalı. Eğer belki de geç kalınmasaydı final farklı olurdu gibi düşünüyorum. Belki de olmazdı ama en azından duygular yerini farklı bir boyuta bırakırdı. Aşk’a illa ki saygımız sonsuz ama evlatların önüne geçmemeli, tutku halini almamalı. Gerçi bazı duygular vardır insanın elinde olmadan yaşanır. Misyonu olan bu kitabı mutlaka edinip okuyun derim.

Değerli yazar Dilek ÜNAL’a değerli eserlerini benimle buluşturduğu için çok teşekkür ediyorum.


DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

29 Ocak 2016 Cuma

*()* BURCU DEMET *()* ZAMANSIZ *()* *()* POSTİGA YAYINLARI *()*

*()* BURCU DEMET  *()* ZAMANSIZ *()*
     *()* POSTİGA YAYINLARI *()*

Geçmişi yoktu, geleceği yoktu. Daha en başından zamansızdı o.
Henüz sekiz yaşındayken, hastane yatağında, bir yangından sağ kurtulan tek kişi olarak ve geçmişine dair hiçbir fikri olmadan uyandığında; başucundaki adam ona, "Onlar senin için öldüler," demişti. Günlerce, gecelerce... Hep aynı kelimeler kazınmıştı beynine: "Zamanı geldiğinde, geride kalanlar için kendini feda edeceksin.”
Bedel ödeme zamanı geldi.
O artık, kozasının içinde bekleyen, durağan bir krizalit değil.
Şimdi, geceye kanatlarını açan bir kelebek olmanın eşiğinde duruyor,
Siyah. Onu ne vazgeçirebilir?
Aşk?
Geçmişinde yatan gizemler?
Ya da... İntikam?
Yaşamını kendini feda etmeye adamış bir kadını, yolundan ne döndürebilir?

BENİM YORUMUM
Siyah geçmişi karanlık kim olduğu belli değil. Aslan güçlü kişiliğinin altında aslında zayıf sevgiye muhtaç bir adam. Onlar ayakta kalmak adına gerekirse ölmek, ve öldürmek zorundalar. Aşk büyük ama bakalım ölüm mü kazanacak? Yoksa aşk mı? Karşınızda hem polisiye,hem aşk, hem dram türü bir kitap sizleri bekliyor. Kitap seri ve ben merakla serinin 2. kitabını sevgi ile bekliyorum. Değerli yazarımız inşallah yakın zamanda çıkacağının garantisini bizlere verir. Seri okumanın tek kötü yanı var kitap heyecanlı ise beklemek.


Değerli yazarımız Burcu DEMET’e değerli kitabını benimle buluşturduğu için teşekkür ediyorum.



DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

*()* DİLEK ÜNAL *()* KANİYE *()* *()* CİNİUS YAYINLARI *()*

*()* DİLEK ÜNAL  *()* KANİYE *()*
     *()* CİNİUS YAYINLARI *()*
Balkan Savaşı’yla darmadağın olan ve gerçek olamayacak kadar sıra dışı bir hayatın içine mübadil olarak giriş yapan Kâniye’nin kendisiyle olan savaşı niçin hiç bitemedi? Dört yaşındayken babasını kaybeden, on üç yaşındayken gelin olan Kâniye’nin ayakta kalmasını sağlayan neydi?

Dilek Ünal dördüncü romanı Kâniye’de bu kez savaşın, kıtlığın ve koleranın acımasızlığı içinde iki cesur kadının yaşamlarını takip ediyor. Selanik’te başlayan hikaye, Prizren ve Çatalca’ya kadar uzanıyor ve nihayet Beyoğlu’nda beklenmedik bir sona doğru ilerliyor.
Bu kitapta Atatürk’le bir kez daha tanışacak, Çanakkale’yi farklı bir gözle görecek, önce şatafatlı bir zenginlik, ardından ürpertici bir yoksullukla tanışacaksınız. Okurken açlığı iliklerinize kadar hissedecek, yer yer tüm benliğinizi korku saracak, ancak sona doğru yaklaştıkça dirayet ve cesaretin her tür zorluğun üstesinden geldiğine unutulmaz bir şekilde tanık olacaksınız.

Kâniye, bu coğrafyanın yaşadığı en zor yıllarda iki neslin unutulmaz hikayesi.



BENİM YORUMUM
Yazarımız kitapta 3 kuşağın hayatını ele almış. Balkan Savaşı ile birlikte darmadağın olan bir aile. Açlıkta var, zenginlikte. Kahramanlarımız Savaş zamanı yaşanan akla hayale gelmeyen açlığı, sefaleti, ayrılığın en acı hali
ölümü yoğun yaşıyorlar. Ona rağmen Ne Kâniye ne de annesi ve babası mücadeleyi son ana kadar bırakıyor. Kitapta vatan sevgisi çok güzel irdelenmiş. Kâniye şehit bir dedenin, şehit bir babanın savaşçı askerlere yiyecek, mermi taşıyan bir annenin kızı. Zenginlik içine doğan Kâniye sonradan oluşun olumsuzluklarda bundan nasıl etkileniyor? Kitabın bize verdiği mesaj çok fazla. Çocuklarımız arasında adaleti sağlamamız gerektiğini, Savaşta, açlıkta, ölümde yani dibe her vurduğumuz da bile bizlere merhameti, yardımlaşmayı, dostluğun önemini anlatıyor.
Finale doğru yaşanan aşk ise beni çok hüzünlendirdi. Bir anne aşkından ne zaman vazgeçer içine gömer. Ben kitabın sonunda kafama çok takılan merak ettiğim konu olduğu için seri olabileceği düşüncesi doğdu. Bence olmalı da değerli yazarımızdan bir okur olarak bunu istiyorum. Kâniye böyle bitmemeli. Büyük oğlu ile ilgili, kızı ile ilgili bir şeyler bekliyorum. En önemlisi Teyzesi ile ilgili gerçekleri bilmesini.
Ben kitabı okurken çok keyif aldım. Son ana kadar Kâniye hatta annesinin hikayesini okurken bu kadar da olmaz dediğim yerler oldu. Telefonun olmadığı, iletişimin koptuğu eski zamanlar onlar.

Değerli yazarımız Dilek ÜNAL’a değerli kitabını benimle buluşturduğu için teşekkür ediyorum.



DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

8 Ocak 2016 Cuma

*()* ÇIKIŞ YOK *()* MUAMMER MADEN *()* *()*ALTINPOST YAYINEVİ *()*

*()* ÇIKIŞ YOK *()* MUAMMER MADEN *()*
             *()*ALTINPOST YAYINEVİ *()*

 Organ mafyasına düşen bir aile, Terminalde kurulan büyük bir planla kaçırılır. Kanınızı donduran cinayetler. Bu kadar duygularından istifa etmiş insan topluluğunu bir arada bulmanız imkansız.
Terminale sık gitmek durumunda kaldığım için bundan sonra herkese korku ile bakacağımı bilmeme rağmen okurken gerçekten ritim bir an bile düşmedi. Kitabın seri olacağı müjdesini vermek istiyorum. Türk yazarlarımız artık bence daha güzel polisiye ve fantastik kitaplar yazdıklarını düşünüyorum.
İster istemez empati yaptıran kitaptaki kahramanların yerine size olsaydınız ne yapardınız? Bazen imkansızdır düze çıkmak. ÇIKIŞ YOK kitabında ki  başarısını ŞİZOFREN SEVERSE kitabında da gösteren yazardan acilen her iki kitabının da devamını bekliyoruz.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN


6 Ocak 2016 Çarşamba

*()* PALURİ *()* ÖYKÜ ODABAŞI *()* *()* POSTİGA YAYINLARI *()*

*()* PALURİ *()* ÖYKÜ ODABAŞI *()*
*()* POSTİGA YAYINLARI *()*

İki farklı madalyon... İki farklı ruh... Hayatın kötü sürprizleriyle karşılaşmış iki genç kız... Bir asi rüzgâr Arya ve dupduru Mahru... Kaderin bu iki körpe bedene biçtiği roller vardı ve onları saptıkları yollarda karşılayacak iki genç adam. İki deli fırtına... Yaralı yürekleri sarıp sarmalayacak, Karadeniz gibi iki engin sığınak; Ateş ve Gökdeniz. Öykü Odabaş sizi soluk soluğa okuyacağınız, gerçek bir masala davet ediyor. İddia ediyoruz, dramdan mizaha giden yolda, daha evvel hiç bu kadar eğlenmemiştiniz.

PALURİ YORUM: Arya ve Mahru, ciddi yaralar almış, hayatları bir gece altüst olmuş iki genç kızdır. Ateş ve Gökdeniz ise güçlü, varlıklı ve tehlikeli iki kardeştir. Bu iki kardeşine bir anda hayatına giren bu iki genç kız, yaşama amaçlarını değiştirecek ve sevdiklerini yanında tutmak ve korumak için ellerinden geleni yapacaktır... Yazarımızın anlatımı o kadar güzel ki öykünün içinde kayboluyor. Konu öyle güzel bir şekilde işlenmiş ki her açıdan sıradan olmaktan uzak. Kitaptaki karakterler ise başbaşka bir güzellikle işlenmiş. Eğlenceli, komik ve okurken zevk alacağınız bir kitap.

Değerli yazar Öykü ODABAŞ’a değerli eserini benimle buluşturduğu için teşekkür ediyorum.


DUYGU SONGÜL KAHRAMAN
 

4 Ocak 2016 Pazartesi

*()* Elif Diril *()* Mafya'nın Hizmetçisi *()* *()* POSTİGA YAYINLARI *()*

*()* Elif Diril *()* Mafya'nın Hizmetçisi *()*
*()*  POSTİGA YAYINLARI *()*


Bir adam, geçmişi kan ve intikam dolu. Bir kadın, mutlu olmayı isteyecek kadar iyi niyetli. Bir aşk, sert ve tutkulu. Bir hata insana neler yaptırır? Ya da yanlış tercih nelerle sonuçlanır? Çalışmaya gittiğiniz evin mafya liderinin evi olduğunu bilseydiniz oraya gider miydiniz? "Eflin cennete açılan kapıydı ya hani, benim Eflin'im kapılarımı cennete açıp beni dünyanın en mutlu adamı mı yapacaktı? Yoksa, güzel ve tehlikeli bir varlık gibi ben daha farkına bile varmadan beni cehennemin en karanlık kuyularına zincirleyip her an azap çekmeme mi neden olacaktı? Kimdi bu sırlarla dolu melek? Beni aşkıyla ödüllendirecek miydi? Yoksa vazgeçilmez olduğunda vazgeçmemi mi isteyecekti? Peki, ben ondan vazgeçebilecek kadar güçlü olabilecek miydim?
(Tanıtım Bülteninden)


Sayfa Sayısı: 584

Baskı Yılı: 2015

Dili: Türkçe
Yayınevi: Postiga

KİTAP YORUMUM

MAFYA'NIN HİZMETÇİSİ: Eflin, bilinmeyen bir sebep yüzünden saklanmak zorundadır. Bu işi de en iyi başaracak olan mafyaların lideri Araf'tan başkası kim olabilir? Elbette Araf, kendisine dadı aramaktadır. Bu yüzden içine düştüğü durumu ve gelen dadıdın kim olduğuna dair bir bilgisi yoktur. Bu gizemli dadı, evinde zaman geçiridkte Araf'ın ilgisini çekmeye başlayacak ve onun hakkındaki sırları bir bir öğrenmek için elinden geleni ardına koymayacaktır. Akıcı bir dille yazılmış, eğlenceli bir kitap. İkilinin arasında ilişki okurken sizi eğlendirecek cinsten. Yine de Araf'ın aşırı kıskanç ve kontrol manyağı oluşu ve Eflin'in gençliğinin getirdiği kafasına buyrukluğu, ilişkilerini olumsuz etkileyecektir. Birbirlerini korumaya takıntılı iki aşık, kendilerinden nasıl koruyacak?

Değerli yazar Elif Diril’e ve Postiga Yayınlarına çok teşekkür ediyorum.


DUYGU SONGÜL KAHRAMAN
 

Bir Kitap Bin Yürek Published @ 2014 by Ipietoon