Sinan Ceylan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinan Ceylan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2019 Perşembe

SAKLAMBAÇ OYNAYALIM MI? /SİNAN CEYLAN

SAKLAMBAÇ OYNAYALIM MI? /SİNAN CEYLAN
KİTAP SAYISI:368
KİTAP YORUMUM: Gerçek aşklar bazen küçük iken başlar. Yaşarın da öyle olmuştu. Sevdiğini kaybetmemek adına alınan bisiklet aslında babasının çaldığı bisiklet anne ve babasının sonu olacaktı. Hatta Yaşarın da hayatını sonsuza kadar değiştirecek tamamen sevdiği kızı belki de kaybetmesine neden olacaktı.
Ailesinin katili onu da öldürebilirdi ve izini kaybettirip yurda yerleşmesinden başka da çaresi yoktu. Devletin gücü böyle durumlarda iyi ki var ama gerisi bireysel kişilerin eylemleri ile korkunç sonlara uzanabiliyor maalesef.
Yurtta ise yaşadıkları inanılacak gibi değil. Tabi ki medyadan duyduğumuz üzeri kapatılan bir çok gerçeği okuyunca iliklerinize kadar titriyor istem dışı ağlamak hatta kitaptaki kahramanları bulup saatlerce bağırmak, dövmek istiyorsunuz. Bu kitaptaki tüm olayların hatta daha fazlasının yaşandığını hepimiz biliyoruz ama maalesef bireysel olarak çokta bir şey yapılamıyor sadece yazmaktan başka. Ben zaten sorunların yazılmasından yanayım. Kalem silahımız olmalı ki, bir çok yanlışlar düzelebilsin.
Yurttaki şansı abim dediği büyük kişilerin onlara gerçekten abilik yapıp onları koruyup kollamasıydı hem de ölümüne bir mücadeleydi göze aldıkları. Ama o kadar küçüklerdi ki, ellerinden gelenin en iyisini yapmalarına rağmen yurttan da kaçma aşamalarına gelmeleri onları da daha da yaşlarının üzerinde mecburen olgunlaşmak, büyümek zorunda bırakacaktı.
12 Eylül olaylarında yaşanan büyük kargaşalara da değinmiş yazar. Kayıtsız zindanlarda sorgusuz, sualsiz ölen insanlar ve mesleğini kötüye kullanan devletin her kesiminden iyi ya da kötü insan olması insanın yine hangisine güveneceğim hissiyatını doğuruyor. İnsan niye mesleğini kötüye kullanır? Muhtemelen egosu yüksek şiddeti seven, sevgisiz yetişmiş kişiler diye adlandırıyorum ben öyle kişileri.
Belki de yaşarın çocukluğundan sonra tek mutlu olduğu zaman dilimleri yurttan kaçtıktan sonra o minicik kulübe de abim, kardeşim dediği kişiler ile birlikte yaşadığı zaman dilimleriydi.
Yaşar ve abilerini yaşam gün geldi farklı yollara attı ve Yaşar artık tek başına yaralı ve ezilmiş bir insandı. Yine de şanslı bir insan Yaşar. Para sorunu yoktu ve ona babası gibi gördüğü Polis babası yine karşına çıkmıştı. Doktorunun koşulsuz iyileştirmeye çalışması da onun için ödüldü.
Anne ve babasının öldürüldüğü çocukluğunun evine dönmesi ona çokta iyi gelmedi aslında. Çünkü bazı yaralar vardır ki izleri kabul bağlasa da asla geçmez. Yaşar güzel sevenlerden ama bir de şu ayrılık olmasa diye insan içinden geçirmeden edemiyor. Bir zamanlar Saklambaç oynadığı sevdiği acaba neredeydi ve ne yapıyordu? Belki de evlenmiş belki de kendisini hala o masum yüzü ile bekliyordu.
Kitaptan öğrendiğim çok güzel öğretiler var yine.
- Aile olmak için kan bağı gereksizdir. Birilerine isterseniz eğer baba, anne, kardeş, abi olabilir ve elinizden gelenin en iyisini yapabilirsiniz. Önemli olan hangi ortamda olduğunuz değil, olduğunuz ortamın en iyi şartını yaratabilmektir asıl olan.
Yaşar ve abileri de öyle yaptılar ve kendilerine çok güzel bir yaşam alanı kurdular. o kadar küçüklerdi ki maalesef 2 abisini bir daha göremedi. Oysa hepsi o kadar küçüktü ki.
- Sürekli kitap okuyan Yaşar kendine abileri gittikten sonra da bir yaşam alanı bulmayı başardı. Kitaplar her zaman yol gösterici ve en iyi dostlarımızdır.
Koca bir yaşanmışlık ve umutsuz insanlar var. Umuda bağlayan umudun koparılması ise acı olan taraf.
Bazen saatlerce sessizce neden, niçin diye düşünürsün. Kitabı bitirdiğimdeki duygularımda öyle karman, çormandı açıkçası. Sokak çocukları diye nitelendirdiğimiz bir çok çocuğun aslında nerelerden geçtiğini bilemeyiz. onların daha çok birbirlerine ölümüne sahip çıktıklarını düşünüyorum ben.
Temennim ise; çocukların hep mutlu, huzurlu, barış ortamında yaşayacakları bir gelecek olmasına niyet ediyorum.
Yazarımızın okuduğum 2. kitabıydı. Her kitabında ise gerçekten daha çok şey öğreniyor, daha çok bir şeylerin acilen değişmesi gerektiğini fark ediyorum. Ama bazen bir şeylerin değişmesi için, bir şeylerin yıkılması arınması gerekir.
Okuyun sizlere getirisi yüksek olacak. Kaleminize sağlık değerli yazarım.
Hüzün büyüktü ama öğretileri değerliydi benim açımdan.
Duygu Songül KAHRAMAN

22 Ekim 2019 Salı

İKİNCİ BİR ŞANS YOKTUR / SİNAN CEYLAN




İKİNCİ BİR ŞANS YOKTUR / SİNAN CEYLAN
KİTAP SAYISI:168
KİTAP YORUMUM: Tuğberk içimizde yaşayan bizden birisi. Niçin bunu diyorum? Tuğberk 2 güvendiği dostum , arkadaşım dediği iş ortaklarına sonsuz güvenmesinin sonucunu çok acı bir şekilde ödeyecekti.
Güven neydi? Emek neydi? Emek her selam verdiğimiz kişi bir ilişki ise, ona verilecek biz olmanın hakkı olan emekti. Emek verdi Tuğberk arkadaşlarına, onları sevdi, korudu, kolladı.
Sonucu mu?
Sonucu ihanet ile sonuçlanacaktı. Bizden birisi dedim, her insan bir kez bile olsa ihanet denen o illet ile, o çirkin eylem ile karşılaşmıştır. Belki de ihanet edenler, zamanında ihanete uğradıkları için sevdikleri tarafından ihanet etmenin normal olduğunu sandılar ve o yolu seçtiler. Zaten Tuğberk de 2. şansı olsaydı edecekti ihanet, ister istemez.
Kitabı okurken Tuğberk ile sinirlendim, onunla birlikte hırslandım yalan yok. Oysa intikam yine kendini yiyen bitiren en kötü his belki de. Tuğberk yapabilseydi bile yine de mutlu olmayacaktı. Belki de böyle durumlarda tek yapılacak şey ilahi sisteme güvenip yoluna devam etmeyi başarabilmek.
Peki yoluna devam edebilmek kadar ya şansı Tuğberk kadar kalmadıysa?
İşte onu düşünmüyor insan. Empat olduğum için iliklerime kadar hissettim ihaneti. Belki de kendi yaşadıklarımızı irdelerken o yüzden sinirlendik bu kadar kitabın ihanet tarafı ortaklarına ve kötülük kokan sansarlara.
Benim kitaptan en öğrendiğim ders ise;
Kesinlikle ne kadar tanırsak tanıyalım sonuna kadar şans tanımayalım kimseye. Tedbirimizi hele ki imzalık durumlarda alalım. İmza çok önemli bir eylem. O yüzden söz uçar yazı kalır denir. Dostluk ile iş ilişkisini ayrı tutalım. Belki de her canlıya belki diyerek mi bakmak lazım bilemedim ama insan güvenmeden de yaşayamıyor ki. Niye insan en büyük darbeyi inandıklarından alır? Çok etkilendiğim eserlerden birisi olarak okuma tarihime geçti.
Yazarın kalemi gerçekten çok akıcı. Kitabın sayısı az olmasına rağmen içerisi dopdoluydu. Tuğberk'in yaptığı planlar ise gerçekten yine ders verici boyutta.
İkinci şans böyle durumlarda olmalı bence. Mesela her insan ikinci şansı hak eder derler ya, bize ihanet edene değil yanılan kişilere ikinci şans gerekli.
Doğruluk ayakta kalmak için sisteme mi uymak yoksa insan olmayı mı başarabilmek her koşulda derseniz ben kesinlikle insan olmayı başarabilmek derdim. Çünkü insan olmadığınız zaman başarılı olmanızın anlamı yoktur. Şeytanın kölesi oluruz.
Finalin farklı biteceğine her okuyan inanacak. Ama... Okumanız lazım orada tüyo veremeyeceğim.
Kaleminiz daim olsun değerli yazarım. Süper bir eserdi.
 

Bir Kitap Bin Yürek Published @ 2014 by Ipietoon