28 Mayıs 2018 Pazartesi

Değerli Ressam, Yazar, Psişik spritüel danışman, Reiki ve şifa sistemleri hocası ve ödüllü yazar Özlem TUNALI ile Söyleşimiz






Değerli Ressam, Yazar, Psişik spritüel danışman,
Reiki ve şifa sistemleri hocası  ve ödüllü yazar Özlem  TUNALI ile Söyleşimiz
Duygu Songül KAHRAMAN:Kısa bir süre önce Akaşik Kayıtlar Mucizesi 1  kitabınız ile  ALTIN KALEM ÖDÜLÜNÜ kazandınız. Öncelikle tebrik ediyorum. Duygularınızı öğrenmek isterim. :)
Özlem TUNALI:            benim için çok kıymetli. 2. Kitabım olduğu için, ömrüm boyunca kitaplarımı yayınlatmak istediğim için ve rağmenlerim olduğu halde yazdığım için çok kıymetli. Tabii sözleşmemde ilerlediğimin göstergesi. Yüce Rabbime şükür, çok sevindim. Çok şükür doğru yolda olduğunuzda Rabbim ödüllendiriyor. Çok güzel bir yerde yaşarken yazın denize gitmek yerine ben Akaşik Kayıtlar Mucizesi -1 kitabımı yazıyordum ve bir yandan da hamileydim, benim yerimde olan başka biri şu anda yazamam diyebilirdi. Anlatacak çok konumun olduğu bir kitap, bunun 2.si ve 3.sü de gelecek. Hatta 2.sini yazmaktayım. Allah’ın izniyle o da çok etkili olacak, hatta çok daha güçlü bir kitap olacağını da düşünüyorum. Bu ödülün benim için duygusal anlamı çok yüksek, çünkü bu ödülü hak ettiğimi düşünüyorum. Rabbim binlerce ödül daha versin yollarımı açsın ki ben de diğer insanlara daha çok yardımcı olayım. Çünkü insanın hayatı başkasına yardım ettikçe anlam kazanıyor.
Duygu Songül KAHRAMAN: Yazmak ve kitap çıkarmak fikri nereden doğdu?
Özlem TUNALI: Hep vardı, 10 yaşındayken bile yazar olmak isterdim, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinde de okurken aklımda hep yazılı medya vardı, 10 yıl uluslararası bir derginin editörlüğünü yaptım, oradan ayrıldığımda da kendi kitaplarımı yazmaya başladım. Kimileri yazar doğar, ben onlardanım. J

Duygu Songül KAHRAMAN: Şu an 2 kitabınız olduğunu biliyorum. Hedefleriniz arasında kaç tane kitap çıkartma fikri var ya da başka projelerde sizi görebilecek miyiz?
Özlem TUNALI: Projelerim arasında çok kitap var, şu anda yazdığım ama son aşamasına gelip düzenlemediğim yaklaşık 10 kitabım var, bunları zamanı gelince baskıya vereceğim Allah’ın izni ve yönlendirmesi ile.

Duygu Songül KAHRAMAN: Kitaplarınızı yazarken ne kadar zaman dilimi gerekiyor? Sizin için araştırmacı bir yazar diyebilir miyiz? yoksa birikimlerini mi okur ile paylaşıyorsunuz?
Özlem TUNALI: Birikimlerimi yazıyorum.

Duygu Songül KAHRAMAN: Sizce yazarlık meslek mi? Yoksa hobi mi?
Özlem TUNALI: Eğer hobi olarak yazıyorsa bir kişi o zaman yazar değildir.

Duygu Songül KAHRAMAN: Gelecek hakkındaki hislerinizi merak ediyorum. Sizce gelecek de dünya da neler olacak?
Özlem TUNALI: Güzel bir yer olacak, beklentimizi olumluya çevirelim, evreni sözler etkiler. Güzel olacak diyelim, güzel enerji yollayalım çünkü gelecek daha şekillenmediği için bizim enerjimiz ve düşüncelerimizle şekillenecek.

Duygu Songül KAHRAMAN:Sizce gerçek yazar ve Şair kimdir? Her yazabilen kişi sizce Yazar ve Şair olabilir mi? Ya da piyasada kitabı olan herkes sizce Yazar ve Şair mi?
Özlem TUNALI:               İnsanlara saygı duymak lazım. Hepsi şair ve yazardır yalnız onlar arasında okuyucu zaten kendine göre seçim yapacaktır. İşte o yazar ve şair olmayanlara cevabı okuyucu verecektir, bu bize düşmez. Bizim dememiz doğru da olmaz.

Duygu Songül KAHRAMAN:Sizin okuduğunuz yazar ve kitap  isimlerini merak ediyorum. Bizim ile paylaşır mısınız?
Özlem TUNALI: Spiritüalizmi sevdiğim kadar felsefeyi de severim. Jean Baudrillard benim kahramandır, Emin Cioran devamında gelir. Oruç Aruoba’yı severim. Spiritüellere gelirsek Jelaila Star’ın önüne kimse geçemez sanırım. Joseph Murphy, Tony Robbins, Mümin Sekman, Dr. Michael Newton ise diğer sayabileceklerim.

Duygu Songül KAHRAMAN: En son okuduğunuz kitabın ismi nedir? Her yazabilen okuyor diyebilir miyiz? Yoksa hiç okumayan birisi de yazabilir mi?
Özlem TUNALI: En son Joe Vitale’nin Zero Limit adlı kitabını okudum ve çok etkilendim. Diğer sorunuza gelirsem, hiç okumayan biri yazamaz çünkü cümleleri çok kötü olur, anlatım bozuklukları çok olur. Güzel yazan, epey okumuştur ki, dili düzelmiştir diyebiliriz.

Duygu Songül KAHRAMAN: Hayat sizce nasıl güzelleşir? Gerçekten karmalar bitince herkes arzuladığı yaşama kavuşabilir mi?
Özlem TUNALI: Her şey arınmadır, tekamül yolunda ilerliyoruz. Kendimizi, hayatı, yaşam amacını anladığımız zaman ve sözleşmemize uyduğumuzda hayat daha çok yoluna girer. Bir de Yaradan’a yakın olmak, dua etmek, şükretmek de çok önemli. İnsanın kendini sevmesi ve belli bir gayesi olması, yaşama bağlı olması, her şeyden önemlisi gülümsemeyi seçmesi, olumlu bir yapıda olması önemli. Böyle davranırsa o zaman hayat güzelleşir. Bir de geçmişi geçmişte bırakmak lazım, şimdi de yaşayabilmek çok önemli. Tüm bunlar için günde 10 dakika da olsa nefes meditasyonu öneriyorum.

Duygu Songül KAHRAMAN:Kitaplarınızın konusu ve türü nedir? Okura verdiğiniz misyon, mesaj nedir?
Özlem TUNALI: kitaplarımın konusu spiritalizm üzerine. Şifacının Rehberi’nde herkesin şifa yapabileceğini anlattım. Akaşik Kayıtlar Mucizesi 1 kitabımla da kaderinizi nasıl güzel yönde değiştirirsiniz, buna değindim.
Duygu Songül KAHRAMAN:Herkes şifacı olabilir mi?
Özlem TUNALI: Evet herkes şifacı olabilir, oldukça kolaydır.

Duygu Songül KAHRAMAN:Özlem Tunalı yazar ve şifacı olmasa başka ne olmak isterdi?
Özlem TUNALI: Bir yandan da ressamlık yapmaktayım, resim çalışmalarıma devam ederdim.

Duygu Songül KAHRAMAN: Kader ile seçimlerimiz arasında ne fark vardır. Secimlerimiz kaderimiz mi olur yoksa zaten kaderimiz de olanı mı seçeriz?
Özlem TUNALI: kaderimiz sözleşmemizdir, sözleşmemize ne kadar uyarsak o denli mutlu oluruz. Ama bu demek değil ki bizim seçimlerimiz yoktur, özgür irademiz vardır. Seçimlerimiz bize aittir. Ana yollar bellidir, ara yolları biz seçeriz. Hatta ana yolları da biz seçtik gelmeden önce, hatırlamıyoruz o ayrı.

Duygu Songül KAHRAMAN: Yazan ve kitap çıkarmak isteyenlere bir şey söylemek ister misiniz?
Özlem TUNALI: Artık kitap çıkartmak çok kolaylaştı. Metniniz iyiyse yayınevleri yardımcı oluyor. Önemli olan metninizin iyi olması. Tabii hayallerinizden vazgeçmeyin. Eğer yazar olmak istiyorsanız yapın, diyen, söylenen, düşünen ama yapmayan insanın ötesinde; hareket insanı olmak da yarar var.

Duygu Songül KAHRAMAN: Aşka bakış açınızı merak ediyorum. Sizce aşk nedir ve nasıl yaşanmalı?
Özlem TUNALI: Aşk vardır ve ömür boyu sürebileceğine inananlardanım. Tabii iki tarafın da o aşk ateşini beslemesi lazım. Aşk bir ateştir ve iki taraf da odun attıkça aşk yanmaya devam eder. Aşk içinde saygı ve güven olmalı. İnsanı geliştiren ve hayatına güneş olan ilişkiler daha iyidir yoksa olduğumuzdan daha gerilere gitmemize neden oluyorsa o ilişki olmasın daha iyi diye düşünüyorum. En büyük aşk Allah’a duyulan aşktır. Biz aşık olarak Allah’a olan sevgimizi görürüz çünkü içimizdeki sevme duygusunu Allah vermiştir ve bilir misiniz ne olursa olsun Allah’a ulaşma arzumuz nedeniyle bir yanımız hep eksik kalacak. Çünkü bizi ancak Allah tamamlar bunu bir insan tamamlayamaz. Bundan dolayı da aşkın içindeyken kendimizi yine yalnız hissedebiliriz çünkü aradığımız Allah aşkıdır biz onu bir insanla telafi etmeye çalışırız. Oysa bu mümkün değildir.

Duygu Songül KAHRAMAN: Hayatınızda sorunlu insanlar olduğun da ya da herhangi bir konuda sorun olduğunda nasıl başedebiliyorsunuz? :) Bize fikir ve yol göstermesi açısından sormak istedim.

Özlem TUNALI: nasıl bir sorun yaşadığıma bağlı olarak değişir. Sakin olmaya çalışmak ilk planda gelir. Fazla duygusallaşmamaya ve tekamül sürecinden durumu yorumlamaya çalışırım. 3 O hayat kurtarır. Onun sorunu, olabilir, onunla ilgili. Durumlarda bu şekilde düşünürsek daha rahat ederiz. Bir de her şeyi dert edersek bu dünyada yaşanmaz. Sorunlar olabilir ama o sorunun içinde kalma, o önemli.

Duygu Songül KAHRAMAN:Sizce para hayatımız da hangi noktada olmalı?
Özlem TUNALI: para sağlık kadar önemlidir. Derler ya para önemli değil, önemli değil dediğiniz sürece para sorunu olur. Hani para elinin kiri, parayla sadet olmaz, para var mutluluğu yok gibi tanımlar yapılır ama bunlar doğru değildir. Para, parayı sevene gelir. Parayla ilgili bilinçaltı kalıplarının değişmesi lazım. Kişinin paraya bakışı negatif ise o zaman yoksulluk darlık yaşaması söz konusudur. Para önemlidir, parayı iyi   şeyler için harcarsanız muhteşem bir araçtır. Düşünün sadece kendiniz için değil bugün yoksul birine yardım edecek olsanız ya da hayvanlara yardım edecek olsanız o da parayla oluyor, değil mi?

Duygu Songül KAHRAMAN: Sizi hiç sinirli gördüğümü hatırlamıyorum. Hep böyle sakin ve naif bir kişiliğiniz mi var? Yoksa zamanla mı kendinizi sakinleştirmeyi haksızlıklar karşısından öğrendiniz?
Özlem TUNALI:              Her insan sinirlenir ama sinirli hali ne kadar sürer o önemli. Kiminin 2 dakika sürer, kimi bir olay yaşadığında günü mahvolur. Zihninizin sizi yönetmesine izin verirseniz işiniz var demektir, zhninize siz mi hakimsiniz yoksa o mu size hakim? Bir de hayat içinde o kadar çok negatiflik var ki (iptal ediyorum) bunların her birine sinirlenerek ömür geçmez. Mutluluk biriktirmek ve bol kahkaha lazım. Gereken bu. Yaşam geçiyor, 1 saat sonrasına çıkacağımız belli değil. Hep çok şükür demek lazım. Bir su bile içebilmek ne büyük lütuf, Allah bizi ne kadar ne kadar güzel Yaratmış, Yaradan ne kadar büyük. Hayata bakış açınızla ilgili.

Duygu Songül KAHRAMAN:Özlem hocam ben sizi tanıyorum ama okurlarımıza sizi daha iyi tanımaları için kendinizden nasıl bahsedersiniz? Spiritüel anlamda Özlem Tunalı kimdir? Spiritüel gelişiminiz nasıl ilerledi?
Özlem TUNALI: 3 yaşımdayken melekleri gördüğümü hatırlıyorum. 4 yaşımdayken tüm eterik varlıkları görüyordum. Aklınıza ne gelirse, tüm varlıkları görüyordum. Tüm melekler, şeytanlar, demonlar, cinler, periler vb. Hiçbirini anlamlandıramıyordum. Hayat benim için o zaman zordu, sonrasında büyüdükçe alıştım. İşin daha zoru diğer insanların da her şeyi gördüğünü sanıyordum.
Nereden bileyim onları başkalarının göremediğini? Benim için karışık ve zordu. Küçük bir çocuk için ağır bir durum. Doğuştan %100 çivit mavisi auralı ve indigo doğan biri olarak hayat benim için normal başlamamıştı. Hepsi kafamda karman çorman olmuştu. Bu kadarla kalsa iyi. Arkadaşlarımın önceki hayatlarını ve önceki hayatlarda ne yaptıklarını, her şeyi görüyordum. Düşünsenize 5 yaşımdayım. Nasıl anlayabilirim bu kadar şeyi? (Apartmanımızda bir arkadaşım vardı benden 1 yaş küçüktü, onunla oynardım. Oynarken onun önceki hayatında neler yaptığı film gibi gözümün önünden akıyordu. Bu özelliğim kapanmadı.
Özellikle küçük çocuklara baktığımda önceki hayatlarını her yerde, her koşulda görüyorum. Metroda giderken bir anne bebeğine sarılmış, bebeğe bakakaldım, önceki yaşamı açıldı. Çocuk önceki hayatında çok can almış gaddar biri olarak yaşamış. Şimdi güzel bir ailede ve sevgi ihtiyacını karşılayarak bu sefer iyi biri olması amaçlanmış. Tabii ki, annesi hiçbir şey bilmiyordu. Hayatımın normal bir dakikası böyle geçiyor.) Devam edelim, 5 yaşımdayken bunların hepsi çevremdekiler için de kafa karıştırıcı oluyor muydu, yok, çocuktur diye o zaman inanmadılar bana. Büyüdüğümde anladılar gerçekten gördüğümü. Her çocuk hayal kurar dediler. Bu durum indigoların genelde yaşadığı bir durum.
Dahası da var: Damgalarım açık doğduğum için geldiğim yeri hatırlıyordum. Diğer gezegenleri hatırlıyordum. Yaşadığım son 10 enkarneyi her zaman çok net hatırladım. Daha önce yaşamış olduğum evin resmini çiziyordum her yere ve her yere. “Buraya gidelim, ne zaman gideceğiz!” diyordum ısrarla. Beni geri götürecekler sanıyordum. “Neden benim de damgalarım açık değil, keşke açık doğsaydım” diyenler; o zamanlar benim için çok da kolay değildi. Bir anlayabilseydim ne kadar güzel olacaktı. Evime duyduğum derin bir özlem vardı. Hep eve dönmek istiyordum. (İşte bu karışıklığı yaşamayın ve Gaia mekânına alışmanız kolay olsun diye tüm bunları hatırlamıyorsunuz.
Spatyom’dayken ruh varlığı daha ana rahmine düşmemişken, melekler her ruhu damgalar ve böylece spiritüel algımız bilerek kapatılır. Adaptasyon sorunu yaşamayalım diye tüm bunlar.) Bu yaşam Gaia’da ki ilk enkarnem ve o zamanlar döneceğim sanıyordum ve daha 5 yaşımdaydım. 5 yaşındaki bir çocuk için epey fazla bir durum bu. Uzay ve uzaylılar hakkında saatlerce anlatıyordum. Benim için çok normaldi. Sonra yine 5 yaşımdayken elimi koyduğum yerde ağrı geçtiğini fark etti çevremdekiler. Bu ilk önce bir baş ağrısıydı.
Hep anlatırlar, bu ilk 5 yaşımda oldu. Bir yakınımın başı ağrıyordu ve elimi koyunca geçince herkese söylemeye başladı. Sonra başı ağrıyınca, Özlem gel elini koy canım diyordu bana. Ben sadece elimi alnına koyuyordum. Bir şey yapmıyordum. Hiçbir şey. Anlamıyordum da. “Geçti aferin sana” deyip coşkuyla başkalarına anlatınca sadece gülüyordum, seviniyordum o kadar. 5 yaşındaki bir çocuk bunları anlayamaz ki... Sonra durum devam etti. Bunların tesadüf olmadığını düşünüyorum. Rahmetli sevgili babaannemin dizleri ağrıyordu bir gün. Ben de kucağına yattım. “Özlem dizlerimin ağrısı geçti” diye coşkuyla anlatmaya başladı 15 dakika sonra. Sonra başka bir gün bu yine tekrarlandı. Benim yaşlı 2 tane tatlı mı tatlı halam vardı. Onların bacakları romatizmadan hep ağrırdı. Babaannem; “Özlem, halanın bacağına elle de ağrısı geçsin” dedi. Ne anlarım, gittim elledim sadece. 15 dakika geçti geçmedi, halam coşkuyla nasıl geçti diye gülmeye başladı, öbür halam da bana da elle dedi. Bacaklarına sadece elimi koydum. Onun ağrısı da geçti. Yıllar boyu bu durum hemen hemen her gün tekrarlandı. Ben çok memnundum. Mutluydum. Ne yaptığımı bilmiyordum. Dizinin üzerinde sadece elim duruyordu. “Geçti aferin Özlem” dediklerinde seviniyordum ve 9 yaşıma gelmiştim. Beni eğlendiriyordu. Hala farkında değildim bunların, sadece hoşuma gidiyordu. Ağrı geçirmek için bir çaba sarf etmiyordum. Gerçekten geçiyor mu, onu da bilmiyordum, ilerde anlayacaktım. Yıllar geçti, yakınlarımdan hastalanan olduğunda, diyelim gece birisi fenalaştı hastaneye acile gidilecek; son anda “Özlem sen iyileştir, olmazsa hastaneye gideceğiz hemen” diye yardım istekleri geldi. Bunun üzerine son anda o insanın üzerine ellerimi koydum, genellikle ellerimi ağrıyan yere koydum ya da ellerini tuttum, gözlerimi kapattım ve geldiğim gezegenden yardım istedim. Artık geldiğim gezegeni daha açık görebiliyordum ve oradakileri de görebiliyordum ve bu benim için normaldi, yaşım 14 olmuştu. 15 dakika içinde acile gitmekten kurtulan ve tüm ağrısı geçen insanların şaşkınlıkları ile dolu hayatım.
“Nasıl oldu, bu tüm ağrım geçti?!” diyen insanlara alışmıştım. Seviniyordum ve şifalandırdıkları için teşekkür ediyordum. Tabii ki artık geri dönemeyeceğimi anlamıştım. Bu enkarne Gaia mekânındaydı. Pleiades, Andromeda, Sirius’tan sonra Dünya’ya alışmam ve dayanabilmem lazımdı. Kendimi daima çok yalnız hissettim, çünkü tüm bunları kimseyle konuşamıyordum ve bu yüzden bunları anlatmamayı tercih etmiştim, çevremdekilerin kafasını karıştırmamak için. Sonra ne oldu derseniz eğer, tesadüf bu ya; evin kütüphanesinde psikoyoga kitabı ayrıca meditasyon kitabı buldum. Bu iki kitabı yüzlerce kez okudum. Her gün tekrar okumaya başladım. Alışkanlık olmuştu. Her kelimesini ezberledim. Sonra gece 04:30 kalkıp psikoyoga yapmaya başladım ve devamında sabah okula gittim. Okuldan gelince günde 3 saat düzenli meditasyon yapmaya başladım. Bu böyle devam etti yıllarca ve alışkanlık kazandım. Tüm psişik algımı, kapasitemi ve beni baştan sona değiştirecek olaydı bu, bilmiyordum. Yoga ve meditasyon beni tamamen geliştirdi. Psişik algım açıktı ama bunlarla iyice açıldı. Telepati yeteneğim arttı.
Lise 1’ de hipnoz yapmaya başladım. Bu konuda ne varsa okudum ve uyguladım ve kimi yerlerden destek de aldım. Telekinezine merak sarmıştım. Aura, çakra adına ne pratik varsa tüm boş zamanımda bunlarla geçiyordu. Ellerimdeki enerji ile balon yapıp oynuyordum. Ya da arkadaşımla bin bir türlü aura oyunları oynuyordum. Benim için çok eğlenceliydi. Bunları aura kitaplarından öğrenmiştim. Bu pratikler de var olan potansiyelimi iyice açığa çıkardı. Artık dünyanın çeşitli yerlerindeki meditasyon hocaları ile telepatik olarak konuşabiliyordum. Agarthalılarla rahatça konuşabildiğimde 15 yaşımdaydım. Bu benim için muhteşemdi. Uzun uzun meditasyonlarıma herkes alışmıştı. Devamında hayatıma astral seyahat geldi. Astral seyahat hayatımın başka bir dönüm noktası. Astral seyahat yaptıkça Spatyom’a gitmeye başladım ve bundan çok zevk alıyordum. Geldiğim gezegenlere yüzlerce kez gittim bin şükür. Ruh ailemle konuşmak beni çok duygulandırıyor.
Meleklerimle konuşmak sonsuz mutluluk. Önceki enkarnelerimi astral seyahat yaptığımda kendiliğinden çok daha ayrıntılı görmeye başladım. Böylece karma çözmeye başladım. Baktım ki astral seyahat yaparken, bedende olduğumdan daha rahatım, psişik algım daha çok açılıyor; her gün astral seyahat yapmaya başladım. Yıllar içinde de oldukça gelişti. Devamında akaşik kayıtların bana açıldığını anladım ve akaşik kayıtlara merak sardım. Önceki enkarnelere gidip akaşik kayıtları inceliyordum. Hayat benim için hiçbir zaman normal olmadı. Benim için normal olan bunlardı.
Melekler, astral seyahat, meditasyon, yoga, aura ve çakralarla ilgili türlü oyunlar, önceki enkarneler, geldiğim gezegenler, uzayda uçmak ve astral gezmek; benim normalim bunlardı. Bunların hepsi için Yaradan’a minnettarım. Yıllar içinde şifacılık yeteneğim tabii ki gelişti. O zamanlar uyumlamalar yoktu. Usui Reiki varsa bile benim çevremde bu bilgiye sahip olan yoktu. 18 yaşımdaydım. Kendi bildiğim yöntemlerle doğuştan olan bio enerjim ile şifa veriyordum. Sonradan yıllar için de diğer şifa sistemleri ile tanışacak ve çok sevecek ve hatta tüm bunlarla daha da çok gelişecektim; bilmiyordum. Şu an 4000’e yakın uyumlamam var. Her sistemin nasıl olduğunu, ne işe yaradığını ve nasıl kullanıldığını zaman içinde büyük bir coşkuyla öğrendim. Bu yaşamda size bunları, spiritüel konuları ve altında yatan anlamları ve çok daha ötesini anlatmak için görevlendirildim. Benim dünyaya gelme amacım bu. Psişik spiritüel.






                                      
Duygu Songül KAHRAMAN:Size sormamı istediğiniz bir soru var mı? Sizin bana herhangi bir sorunuz var mı?                                           
Özlem TUNALI:röportaj için teşekkür ederim. Tüm okuyucularıma sevgiler yolluyorum.

Duygu Songül KAHRAMAN: YAZAR HAKKINDAKİ FİKRİM: Sizi yakınen tanıyan birisi olarak koşulsuz sevginizi çok seviyorum. Sizin seçilmiş olarak geldiğini Allahü Teala tarafından hissediyorum. Herkes bir görevi olarak dünyaya gelir. Sizin göreviniz bence ilk başta ışık saçmak ve bunu çok iyi başarıyorsunuz. İlk kitap yazdığınızı duyduğumdaki heyecanımı sanırım hiç unutmayacağım. :) Hayatımdaki yeriniz çok başka ve iyi ki tanıdım dediğim nadir insanlardan birisiniz. Sevgiyle gelecek de hep görüşeceğim dediğim ve hep olması gereken birisi olarak hayatımdaki yerinizi aldınız. İyi ki varsınız. Söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Kitaplarınızın devamını piyasada kısa zaman dilimlerinde görmeyi sevgiyle arzuluyorum.

Duygu Songül KAHRAMAN
https://birkitapbinyurek.blogspot.com.tr/

30 Nisan 2018 Pazartesi

SALINCAK-PINAR ÇAĞLINER-UYANIŞ YAYINEVİ


SALINCAK-PINAR ÇAĞLINER-UYANIŞ YAYINEVİ
Akıcı hikâyesi ve kuvvetli kalemiyle bir solukta okuyacağınız bir kitap. Son sayfayı kapattığınızda hikâyenin başına döndüren bir kitap.
- Şenay Kobak Silivri Haber Ajansı Koordinatörü Gazeteci -
Yabancı filmlerden tanıdığımız bildiğimiz, ironi barındıran, içinde alegori olan diyaloglar çok güzel kurulmuş. Beril ile Afife Jale'nin hayatının son dönemini çok bağdaştırdım. Afife Jale de kardeşinin ve Vali olan eniştesinin evinde rahat edememiş, istenmemiş, tekrar İstanbul'a dönmüştü. Güzel bir kitap... Hatta çok güzel sinema filmi de olabilir...

(Tanıtım Bülteninden)


KİTAP YORUMUM
Sema, Beril ve Serkan’ın herkes gibi aslında tek istekleri mutlu olmaktı. Ama kader onların peşini bırakmadı. Fazla sevgi de bazen yıpratıcı olabiliyor bunu anladım ben bu kitaptan. Bazen mutlu olmak için hayatımızın aşkını da bulmak yetmez. Farkında olmadan sevdiklerimize zarar veririz. Tabi ki Kitabın ana konusunu anlatmayacağım okurun şevkini kırmamak adına.

Kitaptan çıkardığım ders ise; yakınımız bile olsa kimsenin hayatına karışmamamız gerektiği, hata yapmasına izin vermemiz gerektiği, intikamın kötü bir şey olduğu, çocukları asla entrikalarımıza alet etmememiz gerektiği. Bazen affetmek gerekir hataların yerine yenilerin oluşmaması adına. Ama ya yaşadıklarımız ağır gelip de otokontrol elden giderse naparız? Bence okumalısınız. Hayata dair çok şeyler öğrenecek ve çok ders çıkaracaksınız.

Yazarımızın kalemi oldukça akıcı ve 1 günde bitirdiğim kitabımım.
Değerli yazarım Pınar ÇAĞLINER'e başarılarının devamını diliyorum.



DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

10 Nisan 2018 Salı

Kağıt'tan Şiir Antolojisi 2 / Kağıt Yayıncılık

Kağıt'tan Şiir Antolojisi 2 / Kağıt Yayıncılık


 Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)

Şiir; kimi zaman en mutlu anlarımızın şahidi, kimi zaman giden bir sevgilinin bitti deyişi. Bazen bir özlem gizli satırların arasında bazen bir neşe, ama hepsinin ötesinde bizden bir şeyler serpiştirilmiş ruhumuzun aydınlığıyla. Kâğıt Yayınevi olarak Şiir Antolojisi çalışmamızın ikincisi olan bu kitapta 14 farklı şairin duyguları  sizlerle buluşuyor sayfaların arasında. Aynur Hazar, Ayşegül Bahçeci, Berna Özgür, Cüneyt Aras, Duygu Songül Kahraman, Fadi Kılıçzade, Gülşah Demirci, İbrahim Durgut, İdil Zorlu, Nerkiz Şahin, Saadet Öncü, Seda Özlem Gürler, Sema Kaplan Karabina, Vedat Güner




Kağıt'tan Şiir Antolojisi 1 /Kağıt Yayıncılık

Şiir; kimi zaman en mutlu anlarımızın şahidi, kimi zaman giden bir sevgilinin bitti deyişi. Bazen bir özlem gizli satırların arasında bazen bir neşe, ama hepsinin ötesinde bizden bir şeyler serpiştirilmiş ruhumuzun aydınlığıyla. Kâğıt Yayıncılık olarak şiir antolojisi çalışmamızın ilki olan bu kitapta 21 farklı şairin duyguları sizlerle buluşuyor sayfaların arasında. Ahmet Can Demir, Aynur Hazar, Cansu Tıraşoğlu, Derya Ak, Diğdem Yağcı, Duygu Songül Kahraman, Engin Uzun, Fatma Elvin Öztürk, Gamze Gündüz Gülşah Demirci, Hüseyin Turhal, İbrahim Durgut, Merve Kılavuz, Mine Madenoğlu Mustafa Öztürk, Nerkiz Şahin, Nuray Tunç, Sercan Gördüm, Şükran Pınarcan Tuba Sönmez, Yıldız Akış Taşdemir
(Tanıtım Bülteninden)
 

Bir Kitap Bin Yürek Published @ 2014 by Ipietoon