25 Haziran 2017 Pazar

* AŞK-I SANİ * ENGİN DİNÇ * UYANIŞ YAYINEVİ *



* AŞK-I SANİ * ENGİN DİNÇ * UYANIŞ YAYINEVİ *
“Bu eseri kaleme almak benim için ilahi bir mesajın gelmesiyle başladı. Bir gün Allah'ın (Celle Celalühu) hikmetiyle rüyamda kendimi cennette peygamberler arasında gördüm. Hazreti İsa (Aleyhisselam), hazreti Musa (Aleyhisselam) ve hazreti Yusuf'u (Aleyhisselam) cennette sohbet ederlerken görmüştüm ve yanlarında Abdülkadir-i Geylânî hazretleri (Kuddise Sırruhu) de vardı. Rüya içerisinde; ben bu makama nasıl ulaşmış olabilirim diye hayret edip düşünürken bir yandan da peygamberler arasında bir evliyanın var olma sebebini de düşünüyordum. Bu makama nasıl ulaşmış olabilir diye düşünüyordum. Uyandığımda rüyanın çokça etkisinde kalmıştım ve Abdülkadir-i Geylânî hazretlerinin (Kuddise Sırruhu) hayatını araştırmaya karar verdiğimde gerçekten de onun bu üstün makamın sahibi olduğunu gördüm. Daha sonra da bu kitabı kaleme alma kararı aldım.” -Engin Dinç-
(Tanıtım Bülteninden)


KİTAP YORUMUM
 Abdülkadir Geylâni hazretlerinin hayati anlatılmaktadır. Bazı kitaplar vardır okunması gerekir anlatılmaz. İşte öyle bir eser duruyor karşınızda. Maneviyatı olan kitapları seviyorum. Birde böyle eserleri sindirerek yavaş yavaş okumak gerekiyor ki insanın içine akabilsin. Kitabın kapağı da içeriği ile uyumlu olmuş bence.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

* CAN TANRIYAR * YAKARIM CANINI * PUSLU YAYINCILIK*



* CAN TANRIYAR * YAKARIM CANINI * PUSLU YAYINCILIK*
Öbür dünyadan, bu dünyada geride bıraktığınız eşinize hesap sorabilir misiniz?.. Kalemi elinize alıp yazarsanız günü geldiğinde (bir kaşık suya bile gerek yok) sadece o kalemin mürekkebiyle bile bu dünyada kalanı boğabilirsiniz. Ki "ah' ını aldığım rahmetli eşim insaflı davranıp, sadece, benim onu yaktığım kadar yaktı canımı!.. Yoksa bu itirafları bile yazamaz hale gelir, pişmanlığımı bile dile getirecek şansı bulamazdım. Çünkü hak etmiştim!.. Kitabı okuyunca, bir insan kendi kendisini nasıl böyle acımasızca yargılayabilir diye düşüneceksiniz ve…
' Bu itiraflar ve anılara gösterdiği saygıyla babamı tamamen affettik!..'
Oğulcan Tanrıyar : 'Gün gelecek kabrimde çok ağlayacak' demiştin anne… Dediğin oldu ve artık bizim de bu kitapla birlikte affettiğimiz babamdan da VASİYET' ine ağlayarak ONAY geldi.
Anılcan Tanrıyar : Biz bu mektupları - anıları CANLI yaşadık !... Ananıza - Babanıza okutun bari siz yaşamayın…
'Ah' Almanın Bedeli!
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMUM
Kitabı okurken gerçekten çok üzüldüğümü itiraf etmeliyim. Üzüntüsünü yenemeyen affedemeyen insanların hastalandığına bir kez daha tanık oluyoruz.
Medyadan parlak ışıklardan tanıdığımız Can TANRIYAR eski merhum eşinin yazdığı günlükleri hayatta iken kendisine hitaben yazdığı yazılımları toparlıyor ve kendisi de hangi konuda eşi sitem ettiyse cevabını veriyor. Böylece hayatta iken kitap yapmayı isteyen ama ömrü yetmediği için yapamayan eşinin de bir nevi vasiyetini yerine getirmiş oluyor.
Aldatılmış çocuğu da olan bir kadının yuvasını kurtarmak adına verdiği mücadele, kadınlık onurunun kırılması ona rağmen gerçekten sevdiği eski eşini dönsün diye sabahlara kadar pencere önünde beklemesi.
kitabın öğretileri yine fazla bana göre görmek istersek.
- Aldatan kendini aldatıyor aslında. Son pişmanlık ayda etmiyor. Bazı pişmanlıklar vardır ki geriye dönüşü asla yoktur.
-Kabullenmek lazım belki de her olayı. Kabullenmediğimiz ve hayatımızı sekteye uğratacak üzüntüler bize getirisi hastalık olarak dönüyor. Birçok aslında aldatılan insanların da öncüsü olmuş merhum Şafak hanım.
Bir erkeğin hatalarını görüp kendini eleştirmesi de güzeldir aslında. Işıklı dünyanın getirisi yine bir ailenin yıkımına sebep olmuş gibi görünüyor.
Maneviyat hayata girdiğin de ise doğru yol kendiliğinden geliyor. Dini konudaki bahsettiği anlayış, hoşgörüyü sevdim bende olması gereken gibi. Herkesin ibadet şekline saygı duyuyor ama bize uygun olan ibadet şeklini seçiyoruz.
Allahtan rahmet diliyorum Şafak Hanıma. Dilerim bu kitap bir çok yuvanın yıkılmasını engeller ve hatta filmi bile olsun isterim. Zira verdiği mesaj bence güzeldi. Hem beylere hem de hanımlara.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

* HÜZÜN DEFTERİ * ŞÜKRAN EFE*



* HÜZÜN DEFTERİ * ŞÜKRAN EFE*
Yaşam kaygısı olan insanların bir de yaşam kavgası vardır. Bu kaygı ve kavga kentin bütün sokaklarına ayak izi bırakan Toplayıcılar için daha da bir çetrefillidir.



Bu; hayatta kalma mücadelesi kadar, toplumun değer yargılarına karşı da verilen bir mücadeledir.



İş edindikleri “Toplayıcılık” nasıl ortak paydaları ise sistemin önlerine çıkardığı açmazlar da verdikleri mücadele de ortak paydalarıdır.



Yani bu kitap; toplayıcıları, baktığınız ama göremediğiniz, bildiğiniz ama anlayamadığınız, tanımladığınız ama kavrayamadığınız, varlık nedenlerini ilgiyle okuyacağınız özgün bir hikâye olarak önümüze koyuyor.

(Tanıtım Bülteninden)
KİTAP YORUMUM
Kaçırılıp yurda verilen ve oradaki aynı kaderi taşıyan bir sürü çocuk ile ayakta kalma çabasını anlatıyor. Pala'nın hazin dolu hikayesini anlatıyor. Ailesi tarafından istenmediğini düşünürken Kendi gerçeğini öğrenen Pala, kendisi ve oradaki çocuklar için radikal kararlar alarak kurtulma yoluna gider. Ama tabi ki bunu yaparken de istemeden bedeller ödeyecektir.
Bir yanda para için kaçırılıp kendi emelleri doğrultusunda kullanılan çocuklar, diğer yanda merhameti ile kucak açmış onları kendi çocukları gibi sahip çıkıp bağrına basan insanlar.
Toplumun temizlenmesini istiyorsak aslında sorunun köküne inilmeliydi. Kanunlar belki de daha caydırıcı olmalıydı. Yüzeysel çözümler maalesef bir çok hayatı geriye getirmeyecekti. Aslında sokakta pis diye nitelendiğimiz bazen de eleştirdiğimiz dilenen, yada başka türlü ayakta kalma mücadelesi veren çocukları dinleme imkanımız olsa hepsinin ne çok hikayesi çıkacak karşımıza. Kitabın öğretisi yine çok fazla.
-Her çocuk emek ister. Emek ile yetiştirilen her çocuk topluma yeni doğru çocuklar yetiştirecektir.
- En kötü durumda bile her zaman umut vardır. Yeter ki ayakta kalmayı dileyelim.
-O kaçırılan çocukların akibetini merak ediyorsanız belki de toplumu ilgilendiren bu tür kitaplar daha çok okumalısınız.
-Kan bağı olmaksızın bakılan her çocuk aslında bizim çocuğumuzdur. Yeter ki yürekten isteyelim ışığa ulaşmayı. Sevgi ile çözülmeyecek sorun yoktur ama gerçekten istersek.
-Hayata 1-0 başlamak demek mücadeleyi bırakmak anlamı taşımaz. iz bırakır ama yeniden ipuçlarını kullanarak başlanabilir.
Pala suçsuz insanları öldürmek yerine o çocukların geleceğini kurtarmak adına kendi kanunu uygulamak durumunda kaldı. Adam öldürmek her halükarda doğru değil ise de, bazen bedeller ödemek gerekebilir.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

18 Haziran 2017 Pazar

*SADAKAT*ŞENGÜZEL ŞEN*MEVSİMLER KİTAP*



*SADAKAT*ŞENGÜZEL ŞEN*MEVSİMLER KİTAP*


"Kimya mühendisi Yasemin'in mutlu bir evliliği, sevdiği bir işi ve rutin bir hayatı vardır. Bir sabah iş yerine vardığında patronun oğlunun kaza geçirdiğini öğrenir. Diğer çalışanlar gibi bunu kabule etmesi ve alışması biraz zaman alacaktır. Zira bu ölüm ile birlikte artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır. O gece gördüğü bir rüyanın etkisinde kalır. Bir yandan da içgüdüleri ona bunun bir kaza olmadığını söylemeye başlamıştır. Bunu araştırmaya karar verip ortalığı eşelemeye başladığında ise bambaşka gerçekler ile karşılaşacaktır. İnsanların işlerine, eşlerine, ailelerine ve iş arkadaşlarına ne kadar sadık olduklarını öğrenecektir. Yasemin içindeki şüphe ve durduramadığı merakın bedelini ödemek zorunda kalacaktır".
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 264

Baskı Yılı: 2016

KİTAP YORUMUM
Kitabın türü korku/gerilim. Patronun oğlu kaza geçirerek ölür. Ama Yasemin bunun içgüdülerini takip ederek cinayet olduğunu düşünür ve bu yönde araştırmalarına başlar. Katil Yasemin'i biliyordur ve onu durdurmaya çalışır. Finalde acaba Yasemin ölecek mi? Ya da ne kadar az zarar ile katili ortaya çıkartmayı başaracak.
kitaptan yine birçok öğreti var. Bana yansıyanlar ise;
- Bir şirkette nasıl davranmak gerektiği.
-Doğru eş olabilmek. Doğru eş olmanız evliliği yürütür mü?
-Bazen iş hayatında duygulara yer yoktur sadece olması gerekenler vardır. Duygular yanıltıcı olabilir mantık geri planda kaldığında.
-kendi ayaklarında duran ve ne istediğini bilen kişiliğini yerine oturmuş bir bayan istediği kararları verebilir ve tekrar yeni bir hayata başlayabilir.
Ben kitabı okurken keyif aldım. İnsanın gezme isteğini de bir nevi kamçılıyor diyebilirim.
Seçimler yanlış olduğun da ölebilirsiniz de bazen, farkında olmadan öfkenize yenik düşüp öldürebilirsiniz de belki. Okuyun pişman olmayacağız bir eser duruyor karşınızda.



DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

*SARIKAMIŞ ALLAHÜ EKBER DAĞLARI* ŞERİFE BALKAŞ GÜLSEÇGİN*



*SARIKAMIŞ ALLAHÜ EKBER DAĞLARI* ŞERİFE BALKAŞ GÜLSEÇGİN*

SARIKAMIŞ ALLAHU EKBER DAĞLARI
Konusu : Boran, henüz çok küçükken ailesini Van isyanında kaybetmiştir. Bir Türk albayı olan İhsan Bey tarafından cesetler arasında ağlarken farkedilerek Bursa’ya götürülmüştür. Burada, çocukları olmayan Kaymakam Saadettin Bey ve eşi kendisini evlat edinirler. Boran asla geçmişindeki acı hatıraları unutamaz ve sık sık kabuslar görür. Çocukluk aşkı Elif, Van isyanında katledilmiştir ve Boran o an yanında olamadığı ve yardım edemediği için kendini suçlamaktadır. Boran, zaman içinde büyür ve yiğit bir delikanlı olur. Askeriyede okumuş ve artık yüzbaşı çıkmıştır. Elif’e benzettiği için gönül verdiği Albay İhsan Bey’in güzeller güzeli kızı Mahinur ile nişanlıdırlar.
Yüzbaşı Boran, düğünlerine az bir vakit kala Sarıkamış için savaşta görevlendirilir. Ekibiyle birlikte, Sarıkamış’a, Allahüekber Dağları’ndan ulaşmaları emredilir. Muharip yiğitlerin gözü yaşlı bekleyenleri vardır geride. Allahuekber dağları ise duyduklarından ve sandıklarından kat be kat daha çetindir. Geçit vermez kolay kolay. Önce dağları yenmek gerekmektedir. Aksi taktirde düşmana göğsünü siper etmek mümkün değildir…

KİTAP YORUMUM
Kitabı okurken kanınız donacak şekilde şehit olan askerlerin hazin öyküsü anlatılıyor.
Kimisi, nişanlıydı,kimisi evli baba olacaktı. Kimisi zaten ailesini kaybetmiş iken güzel insanların eline geçmesi ile yeni bir aileye ve aşka kavuştu. Sahi kavuşmak neydi? Ölünce mi öldüklerine kavuşmaktı yoksa yaşarken mi bekleyenlere kavuşmak.
Savaşın kötü yüzü Sarıkamış savaşında toplanan savaşa gönderilen gençlerin hazin ölümlerini hatta açlıklarını, üşümelerini, hayatlarını anlatıyor.
-40 derece soğukta yiyecek ve kıyafetin, silahın savunma güçlerinin  yeteri kadar olmadığı şartlarda savaşmaya çalışan vatan aşkı ile dolu yürekler bir gün çoğunun dönemeyeceğini vedalaşırken aslında hepsi biliyordu. Son defa kucaklaşmak, son defa bakmak sevgiliye, anne babaya, hatta oğula, evlada.
kitap tahmin ettiğiniz gibi gerçekten okurken çok üzülüyorsunuz. Öğretileri çok fazla. Özlediğimiz aşkları okumayı seviyorum ben galiba. Bir kere seviyorlar.Vatan aşkı, sevdalarının önüne geçiyor. Allah için savaşıyorlar ölümüne. Şehitlik mertebesinin ne olduğunu bilincinde olarak.
Kitabın öğretileri çok fazla, çok değerli bir eser kesinlikle. Ben zaten yazarımızın kalemini çok sevdim.

Kitaptan öğrendiğim en önemli ders ise; aşkın ne zaman geleceğini kimse bilemez. En umutsuz an da bile ve en alakasız birine aşık olabilirsiniz. Aynı dili konuşamazsanız da aşkın evrensel dili sizi anlaştırır. En duygulandığım hayatlardan bir tanesiydi.
Birine anne babalık yapmak için ise, kan bağının önemi yoktur. Yeter ki emek olsun o bağ gelişecektir.
Tarihi günümüze taşıyan eserler değerli benim için yazarımızı kutluyorum.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN
 

Bir Kitap Bin Yürek Published @ 2014 by Ipietoon