22 Mayıs 2017 Pazartesi

*AGORA 'DA BİR DELİKANLI * BABACAN PESENKURDU * *DESTEK YAYINLARI *



*AGORA 'DA BİR DELİKANLI * BABACAN PESENKURDU *
                   *DESTEK YAYINLARI *

"Saçlarımı koklarken ne mırıldanıyorsun öyle?" dedi kadın.
"Eskiler gülü koklarken, kelimeyi şahadet getirirlermiş" dedi adam.

Başrollerde...
Bir kadın, iki erkek...
Ve aşk.
Siz kaderinizi yaşadığınızı zannederken, hayatınızın yarısının birinin kontrolü altında olduğunu düşünün.
İpler başkasının elinde...
Ve kukla da, sizsiniz!

Ekmek aldığınız bakkalın, aslında bakkal olmadığını...
Hamile eşinizi teslim ettiğiniz doktorun, sandığınız doktor olmadığını...
Çocuğunuzun öğretmeninin, gerçekte o olmadığını...
Ve belki de en önemlisi, "kardeşim" dediğiniz dostunuzun, aslında kim olduğunu hiç bilmediğinizi düşünün...
Ürktünüz mü?
Ensenizde bilinmeyen soğuk bir nefes mi hissettiniz?
Peki, size bir soru:
"Aşk sizce her şeyin üstesinden gelir mi?"
Cevabı verirken, lütfen bu sözümü unutmayın:
"İnsanın canını en çok 'canım' dedikleri yakar."
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 368


KİTAP YORUMUM
Kitabın türü polisiye, aşk, macera, tutku, ihtiras ne ararsanız var. Sıra dışı bir yolculuk zaten kitabın kapağını ve ismini gördüğüm de bekliyordum ama bu kadarını beklemiyordum diyebilirim. Yazarın kitabı şiirler ve sözler ile yaşanan a'nları ifade etmesi ayrı bir lezzet bırakıyor damakta.
Aslında belki de bir çok insanın bir yalanı yaşadığı hayatının da bunu çok güzel ifade etmiş yazar. Hasan'ın rahatsızlığını duyduğum da ona kızamıyorsunuz bile. Benim kişisel fikrim Hasan gerçekten iyi birisi. Sadece hastalığının vermiş olduğu duygusallık mantığının önüne geçerek mantıklı düşünmesini engelliyor ve dostum dediği kişi suçluyor.
Gerçek kral aslında belki de sol tarafımıza bakmalıyız diye düşünüyorum ben. Sonuçta o zirveye kimi layık görürsek kral odur ki zaten kitabın finalindeki sonuç bunu belli etti fazlası ile. Hayatta tesadüflere yer yoktur olması gerekenler ve öğrenmemiz gerekenler vardır. İskender ve Gülce'nin karşılaşması gibi. Bu arada kitap seriymiş ve ben devamını sevgiyle bekliyorum.
Yazarımızın kalemini sevdim oldukça akıcı ve kitabın içeriği bilgilendirici niteliğinde yazılmış.
Aşk bazen öldürücü olabilir kitapta da yazıldığı gibi. Aslında Hasan'ın farklı bir yön ile 2. seride karşımıza çıkacağını düşünüyorum ben ve bence çıkmalı da hatalarını telafi etmek adına.
Gerçek dostluğu okurken gerçekten çok duygulandım. Canını hiçe sayan kalpten dostlar onlar. Güzel öğretileri olan kitapları çok seviyorum.


DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

19 Mayıs 2017 Cuma

*ŞİFA * CEMAL TÜRKEL * CİNİUS YAYINLARI*



*ŞİFA * CEMAL TÜRKEL * CİNİUS YAYINLARI*
Bir insanın biliyorum diyebilmesi için biliyorum dediği şeyi deneyimlemiş ve yaşamına uygulamış olması gerekir. Bir bilgiyi tatbik etmediği zaman o bilgi sadece teori olur. Burada yapılan anlatımları da bildiğini zanneden biri yanıldığını görecektir. Bilginin ölçüsü insanın yaşam kalitesidir. Birçok insan yaşamı yıkıldığı halde bildiğini zanneder. Bu yanılsama kişisel gelişim kitapları okuyan veya seminerlerine katılan kişilerde daha sık görülür. Bir insanın eşiyle veya çocuğuyla sorunlarını çözmesi Everest’in zirvesine çıkmasından daha zordur. Bilgide esas olan insanın kendi bilgisidir. İnsanın kendiyle ilgili bilgisi yoksa hiçbir şey bilmiyor demektir. Hangi durumlarda öfkeye kapılıyorsun? Sen kimsin? Yaşamın senin için bir anlamı var mı? Seni yaşamaya sevk eden duygu nedir? Dünya, gezegenler, yıldızlar kısacası varoluş sana ne ifade ediyor? Bu varoluşun içinde kendini nerede konumlandırıyorsun? Sen bu gezegene nasıl doğdun? Annen, baban çevrende gördüğün insanlar kim? Çevrendeki insanlarla sorunlarını neden çözemiyorsun? Neden istediğin gibi bir ilişkin veya işin yok? Bu basit sorular bile insanın kendiyle ilgili ne kadar bilgisiz olduğunu gösterecektir. Yaşamla veya insanla ilgili bir anlatım yapıyorsam bunu önce yaşamışımdır. Sonra çözmüşümdür. Nihayetinde paylaşıyorumdur. Bu anlatımlar yön tabelasıdır. Yol takip edildiğinde kişi sorunlarını çözerek şifalanacak ve huzur ortamına geçecektir..
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMUM
Kitabın türü kişisel Gelişim. Sorunlara farklı anlatımı ile bakan ve hafızayı zorlayan bir kitap diyebilirim. Ezber bozan bir kitapta diyebilirim. Yaşadığımız tüm acıların nedenlerini çok güzel anlatmış. Her ailede mutlaka şartları zorlayan asi bir üyesi vardır. İşte bu bizi yukarıya sıçratmak için vardır. Bunu ayrıntılı çok güzel anlatmış yazar. Okurken başka boyutlara gidiyorsunuz. Reerkarnasyona bakış açısı da bizim bildiğimizi sandığımız gibi değil kitapta anlatılana göre. Yazarımızın önceki kitapları olan ŞEMS BETA NİZAMLARI ve BİLİNÇ kitaplarını da mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Kitaplar seri olmasa da birbirini tamamlar şekilde bilgiler veriliyor. Zaten bu kitabı okuduktan sonra ölüme bakış açınız bile tamamen değişecek. Kimbilir biz şuan kaçıncı enkarnedeyiz diye soracaksınız kendinize. Yazarımız ile sohbet etme imkanı da bulmuştum. Son derece sıra dışı birisi olduğunu söyleyebilirim. Kader Allahın yarattığı plan dahilindedir ve biz bunu niçin yaşıyoruz diye sorduğumuz da bir çok cevap aslında enerji seviyemiz yükseldiğin de gelecektir. Ben tabi ki yanlış bir tanım yapmamak adına kitaptaki birçok konuya değinmiyorum bile. Ama damakta tat bırakan ve başucu diye nitelendirdiğimiz hani eserler vardır ya işte bu kitaplar 3 tanesi değerli yazarımız Cemal TÜRKEL'e ait diyebilirim. Bence kişisel gelişim türü eserleri sevmeyenler bile okumalı. çünkü standart bildiğimiz listede ki tüm kitapları altüst edecek şekilde farkını hissedeceksiniz.
Değerli yazarımıza ben her kitabı çıktığın da bana inanıp eserlerini hem üyelerimize hem de bana ulaştırdığı için çok teşekkür ediyorum. En kısa zamanda yeni eserlerini piyasada görmeyi arzu ediyorum. Kim bilir daha neleri yanlış biliyoruz.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

* ÖLÜ KALBİM * MUSTAFA ÖZTÜRK * HİÇ YAYINLARI *



* ÖLÜ KALBİM * MUSTAFA ÖZTÜRK * HİÇ YAYINLARI *  

Aşk,İhanet,Mafya ve Cinayetler Zinciri Onları neden kaçırdılar, nereye götürülüyorlar? Bu ölümcül kaçışın sonunda kurtuluşu aşkta mı intikamda mı bulacaklar? ''Sevgisinden ağlayan bir erkeğin karşısında en taş kalpli bir kadın bile duramazdı. Çünkü ağlamak yüreğin samimiyetinin, masumiyetinin göstergesidir. Gözler asla yalan söylemez. Onca güzel sözlerle saatlerce sevgiliye kendini ifade etsen de, gözünden aşk için samimiyetle düşen tek bir damla kadar tesir etmez kadının kalbine.'' (Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı : 256

KİTAP YORUMUM
Kitabın türü Korku-gerilim. Her şeyini kaybeden bir adamın acımasız bir mafya tarafından kaçırılmasını ve orada hayatının aşkını bulmasını anlatıyor. Tabi ki türlü işkencelere maruz kalan Malon acaba kendi hayatını ve sevdiği kadının hayatını kurtarabilecek mi?
Aşk,ihanet, Mafya ve Cinayetler zinciri. Hayatta kalmak uğruna öldürmek zorunda kalabilir mi? bir insan derseniz mutlaka bu kitabı okuyun derim. Kitabın sonu yine tahmin edemediğimiz gibi bitiyor.
Can pazarı, uykusuzluk, açlığın verdiği kabus geçen günler. Acaba kurtulabilecekler mi? Kurtulmaları ise gerçekten kabusun bittiği anlamı taşıyor mu? Korku ile yaşamak, saniyeleri saymak. Sabah olduğunda geceye çıkıp, çıkmayacağını bilememek. Kalbiniz sağlam ise mutlaka okuyun derim. Heyecan düşmüyor. Korku/gerilim sevenlere kesinlikle tavsiyemdir.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

14 Mayıs 2017 Pazar

Haber Hürriyeti- Söyleşim

http://www.haberhurriyeti.com'da yayınlanan söyleşimi aşağıdan okuyabilirsiniz.

Yazmak sessiz bir çığlıktır aslında, yaşayamadığım da yazarım, hayal eder empati kurar yazarım, üzülünce, sevinince yazarım. Birini mutlu etmek istediğimde yazarım.
Duygu Songül Kahraman kimdir? Bize kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?
Merhaba 🙂 Ben Duygu. 20 Mayıs Çankırı doğumluyum. Kendimi bildim bileli yazmaktan hoşlanır, keyif alırım. Ama hayatımda şiir yazmama vesile olan milat olarak düşündüğüm bir olay olmuştur ve ben ondan sonra şiir ve söz yazmaya, yazı yazmanın dışında başladım.
Hikâye ve şiir yazmaya ne zaman başladınız? Nasıl bir ön hazırlık yapıyorsunuz?
Kendimi bildim bileli yazmaktan hoşlanır, keyif alırım. Ama hayatımda şiir yazmama vesile olan milat olarak düşündüğüm bir olay olmuştur ve ben ondan sonra şiir ve söz yazmaya, yazı yazmanın dışında başladım. Ben tabii ki yazar ya da asla şair değilim, yıllardır karalarım. Yazmak benim için tedavi olma biçimi, bir çeşit deşarj olma biçimi. Çocukluğumda küçük hikâyeler yazardım. En çok da kompozisyon ödevlerine bayılırdım. Çünkü kendimi ifade etmem ve yazmak için bir nedenim olmuş olurdu. Sanırım 7. sınıftı. Türkçe öğretmenimiz bizden hikâye yazmamızı istedi. Çok mutlu oldum. Ertesi güne daha vakti bile gelmeden hazırdı hikâyem. Hoca çok şaşırdı, bir yerlerden esinlenip esinlemediğimi sordu. Kendim yazdım dedim ve bunu değerlendirmem gerektiğini söyledi.
Yazdığınız ilk şiiri hatırlıyor musunuz?
Tabi ki nasıl unuturum. Milattı benim için. Sizinle hemen paylaşıyorum ilk eserimi.

HAYALİN YETMİYOR
Gecenin kör karanlığı odam loş
Bu satırları yazıyorum saat 24
Kulaklarımda wolkmen seni düşünüyorum
Şarkılarda seni arıyorum
Hayalin gözümün önünde gülümsüyor
Gerçeğini istiyorum hayalin yetmiyor…
Müzik dinlediğimiz günler geliyor aklıma
Hüzünleniyorum gözlerim ıslak
Seni arıyorum seni hissediyorum
Gerçeğini istiyorum hayalin yetmiyor…
Bazen kızıyorum bana yaşattıkların için
Bazen teşekkür ediyorum
Ya seni hiç tanımasaydım
Ve bu duyguları hiç tatmasaydım diyorum
Gerçeğini istiyorum hayalin yetmiyor…
Kim bilir şimdi nerede kiminlesin
Ben seni düşünüp üzülürken
Sen nerelerdesin kıskanıyorum
Hakkım varmış gibi özlüyorum
Gerçeğini istiyorum hayalin yetmiyor…
O aramızdaki elektriğe ne oldu
O güzel sohbetlerimiz geliyor aklıma
Hiç mı özlemedin hiç mı sevmedin
Duygularımla oynadığını düşünüyorum
Sana kızıyor sonra vazgeçiyorum
Düşüncelerim de hayalimde hep sen
Gerçeğini istiyorum hayalin yetmiyor…
Seni unutmak istiyorum
Görüşmeyeli 57 gün
İlk gün gibi tazeliğini koruyor duygularım
Çoğalmalarına engel olamıyorum
Nedir beni bu kadar heyecanlandıran
Seni hayallerim de yaşatıyorum
Gerçeğini istiyorum hayalin yetmiyor…
Kendime kızıyor kendimi eleştiriyorum
Hanı aşk yoktu diyordum kendimce
Mantığım duymuyor duygularım yetmiyor
Kara gözlerin geliyor aklıma gülümsüyor
Gerçeğini istiyorum hayalin yetmiyor…
Seni 1 daha hiç görememekten korkuyorum
Gözlerim telefonda sesini duymak istiyorum
Sonra vazgeçiyor hayal ediyorum
Gerçeğini istiyorum hayalin yetmiyor…
Hiç beni sevmeyeceğini aramayacağını bilerek
Aramızdaki onca engele rağmen
Hayal ediyor seni istiyorum korkuyorum
Bazen çıldıracak gibi oluyorum
Gerçeğini istiyorum hayalin yetmiyor…
Son defa kara gözlüm
Sen hiç bilmesen de hayalimdeki sana
Sevdiğimi o büyük umutsuz aşkımı haykırıyorum
Sensiz yüreğim de bağırıyorum
Hayalin alay ediyor üzülüyorum
Gerçeğini istiyorum hayalin yetmiyor…
Dua ediyorum sürekli
Ya unutmak ya kavuşmak için
Bunu bile beceremiyorum
Umutsuz aşkımı kalbime gömüyor gidiyorum
Elveda büyük aşkım elveda sevdiceğim
Sen beni hiç sevmesen de
Ben seni hep seveceğim
Hayalın yetmese de kalbimde yaşayacaksın
Seni seviyorum her zaman daima elveda….
(Milat dediğim ilk şiirim. Kalemimden farkında olmadan taşan satırlar)
Sizce şiir nedir?
Bence Şiir, konuşamadığımız da, sessiz çığlığımız da, artık yeter dediğimiz de duyguların dışarı çığlık atarak taşmasıdır. Tabi ki zamanla kurgu da yapıyorum ben şiir yazarken. Hepsi benim yaşadıklarımı ifade etmiyor asla. Bir arkadaşımın yaşadıkları, ya da bir kitapta okuduğum kahramanın yaşadıkları ya da dinlediğim bir müzik tının da kendimi kaybettiğim de birden dökülür kendiliğinden. Hadi ben bir şeyler yazıyım diye asla oturmadım bugüne kadar. o geleceği zamanı bilir. Eğer geldiğin de yazmazsam kaleme ihanet etmişim gibi hissediyorum. Çünkü o taşan duygu yoğunluğu içimde kalıyor ve beni rahatsız ediyor.

İlk kitabınızı elinize aldığınızda neler hissettiniz?
Minval yayınlarından  BİZ VARIZ kitabı  çıktığında maalesef ben hastanedeydim ve tabi ki sevinemedim bile. Bir sürü değerli yazarlarımızın içinde benim de yer almam tabi ki ilk okura açılış kitabım olması beni onurlandırmıştı. Sosyal bir projeydi ve geliri otizm derneğine bağışlandı.  Neler olduğunu bilmiyordum, inanamadım ve halada inanamıyorum. Bir yerlerde kısa da olsa gerçek hayatımdan olan iki hikâyemin yayınlanmış olmasına. Sonra değerli insan Kağıt Yayıncılık sahibi Sercan Gördüm’e Antoloji kitabı fikrini sundum. Kendisini yıllardır tanırım. Bu fikre sıcak baktı ve destekledi beni. Kağıt’tan Şiir Antolojisi 1  21 değerli şairin katılımı ile çıktı. İzmir Kitap Fuarı’nda ve şu a’na kadar gelen fikirlerin olumlu olması bizi Antoloji 2 kitabının da çıkması gerektiğini hatta 3 ve 4 şeklinde de devam edeceğini Sercan Bey ile istişare ettik. Çok mutluyum bu durumdan. Kendisine desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum.  Şiirlerin dili olsaydı kesin onlarda ne kadar mutlu olduklarını satırlara sığmayacak şekilde anlatırlardı.  Şu an yazmakta olduğum bir romanım var; kendi hayatımdan alıntılar ve tabi ki kurgu. Kurgu olmadan maalesef eksik kalıyor kitap. 2.romanımın fikri birden bire iki gün önce cıktı inanamadım. Bir kere niyetlenmeye gör, evren yardım ediyor. Bir dost gönül ile sohbet ederken doğuda öğretmenlik yaptığını öğrendim. O anlatırken oradan iyi kitap çıkar dedim. Yazsana dedi ve gönüllü olarak anlatmayı kabul etti. Şimdiden 2 romanımın konusu belli. Tabi ki şiirlerim de her zaman devam edecek.
Edebiyatı sevmenize ne etken oldu?
Aslında biliyor musunuz önümde hiç örnek yoktu benim. Annem ve babam zaten okumuşlukları olmayan insanlar. Ama biz 3 kardeş de okul kütüphanesi ve diğer büyük kütüphanemizden her zaman kitap alarak okuyup hem de bir yandan ders çalışan insanlardık. Bu sanırım doğuştan gelen Allahın bizlere verdiği en büyük ödül olsa gerek. Yazmayı tabi ki hep amatörce yazdım yıllarca.

Şiir ve yazı yazmak sizin için ne ifade ediyor?
Neden yazıyorum sorusuna gelecek olursak; benim için yazmak sessiz bir çığlıktır aslında, yaşayamadığım da yazarım, hayal eder empati kurar yazarım, üzülünce, sevinince yazarım. Birini mutlu etmek istediğimde yazarım. Yani amaçsızca yazarım. Yazarken düzeni sevmiyorum, yani kafiyeli olacakmış, yok imla hatası olmayacakmış. Bütün yazdıklarım anlıktır. Sonradan gözüme çarpan hatalarımı düzeltmeye çalışırım, hepsi o kadar. Yani biri beni beğensin ya da birine yaranıyım, birinin gözüne çarpsın bilmem ne gibi basit nedenlerden asla kalemimi, vaktimi harcamam.
Yazmaktaki amacım; yazarak birçok yanlışın düzeleceğine inanmamdan dolayıdır. Eğer gerçekten misyon edinerek yazarsa bir yazar, gerçek okuyucunun içine akarsınız. Bilemezsiniz kimin neye ihtiyacı olduğunu. Belki de anlatamadığı bir sorusunun cevabını sizden duymuş olacak. Sizi tanımadan sevecek ve bütünleşeceksiniz. Yazmak öyle bir şey ki, düşünebiliyor musunuz birçok tanımadığınız insana içini akıtıyorsunuz ve onlarda size bir şekilde tepki veriyor. Eğer yazdıklarınız sevgiye dairse ve umut kokuyorsa gerçekten kocaman bir sevgi yumağı oluşuyor. Hele ki aynı kaderi yaşayan biriyse istemeden dost, kardeş hatta akraba oluyorsunuz. Hayatımızda hepimiz üzüntüler yaşadık, ağladık, haksızlığa uğradık. Önemli olan bunları kâğıda dökebilmek ve yaşayan belki de binlerce kişiye umut olabilmek. Belki siz yazarak atlattınız ama karşı taraf sadece okuyor yazamıyor ve sizin yazdıklarınız ile hayata bağlanacaktır belki de. Yazmak heyecan veriyor, sorumluluk aşılıyor. Eskiden kendime yazıyordum oysa şimdi misyonum olan birçok okuyucum olacak. Bu çok heyecan verici ve o yazdıklarım artık benim olmayacak.
Bazen ben istemeden taşıyorlar. Bazen kızıyorum yüreklere, bazen aşık oluyorum milletin ilişkisine, yaşayışına. İşte o zaman kurgu hoş gelmiş oluyor. Hayalim coşuyor kalemimden akıyorlar ister istemez. Tıpkı bir terapi gibi yazmak benim için. Yazmayı tamamladıktan sonra cidden rahatlıyorum. Sonra diyorum ki kendime git bir çay demle, ya da bir neskafe.
Okumak ve yazmaktan başka ilgi alanlarınız nelerdir?
Yine kitap sevmeme bağlı yaklaşık 4 yıldır kitap yarışmaları yapıyorum. Okumayı yaygınlaştırmak adına da yine standart yarışma dışında Ben Okur ve Yorumlarım etkinlikleri grubumuz da hazırlıyorum. Kendim adına da faydasını gördüm bunun daha düzenli okumaya başladım. Bunun haricinde yine Reiki ve kendimi geliştirebileceğim spiritüel alanlarda karmalarımı temizlemek adına ya da hayatımı daha da huzurlu kılmak adına meditasyon, ho’oponopono öğrenmeye ve uygulamaya çalışıyorum. Farkındalığım, hayata bakış açım daha güzelleşti diyebilirim. Tabi ki klasik gelecek ama en iyi yaptığım tek spor belki de yürüyüş. Beynimi de yürürken boşaltmış oluyorum. Bunun dışında dostlarım benim için çok önemli onlara vakit ayırmasını seviyorum.
Kelimeleriniz nerede, ne zaman kalemin kâğıtta raks etmesini sağlıyor?
Odamda  genelde geç uyuduğum için gecenin 3 ya da 4 de akıyorlar ben istemeden. Her zaman akmıyor tabi ki. Aylarca gelmediği de oluyor ya da aylarca günde on tane şiir, söz yazdığım da.
Okumayı sevdiğiniz Türk ve Dünya yazarları kimlerdir?

    Şimdi benim okuma alanım genelde kişisel Gelişim üzerine ama tabi ki her tür kitabı mutlaka okuyorum. Şimdi isim vermem yanlış olur ben kitap yarışmaları yaptığım için bir sürü değerli yeni olmalarına rağmen kalemi çok güzel insanlar var. Ben bu soruya bu yüzden cevap vermeyeceğim.  Benim için önemli olan şudur; bütün eserler çok değerli ama misyonu var mı? Bana ne hissettirdi, öğretisi nedir? Kahramanı özlüyor muyum? Bunlara bakıyorum. Birde şu var, yazar ismi söylemek kişisel fikrim ayrıştırmak oluyor gibi geliyor bana. Bana gelen kitaplar arasında çok beğendiklerimde var beğenmediklerimde. Bu yüzden hangisinin ismini versem sanki bu satırları okurken üzülürler diye düşündüğümden isim vermeyeceğim
Yakın tarihte adını duyup okuduğunuz yazarlar kimlerdir?
Kader GÜNEŞ, Şerife B. GÜLSEÇKİN, Ayça MUTLUCAN, Güneş TAN, Özlem TUNALI, Nurhan IŞKIN, Haluk ÖZDİL, Tolga ÇAĞLAYAN, Melike MELİS  çok var. İlk aklıma gelen isimleri yazdım.
Benim bir de yemek kültür bloğum var. Yemek yapmak ve yemek yemek ile aranız nasıl?
 Şimdi şöyle söyleyeyim mecburen klasik yemekleri ölmeyecek kadar yapıyorum. Ama bunu ölmemek aç kalmamak adına yapıyorum. Ev işi yemek asla sevmiyorum. Hele bunu mecbur kalarak yapmak bence daha sıkıcı… Benden asla iyi bir ev hanımı, ev kızı olmaz. 2018 de biletime para çıkınca kesinlikle yardımcı tutmayı düşünüyorum. O derece ev ile aram yok.
Farklı kültürlere ait yemekleri sever misiniz?
Bende şey huyu var. Kesinlikle alışkın olmadığım damağıma uymayan şeyleri yiyemiyorum. Bu konuda huysuz bir yapım var. O yüzden farklı gelen hiçbir şeyi tüketmiyorum.
Yemek yapmak yazı yazmak… İçinizde hangi duyguların esmesine neden oluyor?
Yemek yapmak bana bir an önce yapmam gerektiğini bana hatırlattığı için işkenceye dönerken  yazı yazmak beni motive edip, hangi konuda yazdıysam eğer o sorunu halletmiş gibi bana hissettiriyor. Terapi gibi düşünün kafamı boşaltıyorum. İkisi arasında kesinlikle duygu olarak bende dağlar kadar fark var.
Sevdiklerinize özel günlerde yaptığınız bir yemek tarifini bizimle paylaşır mısınız?
Öyle bir tarif yok. En iyi yemek bence menemen ve Çay, peynir, zeytinden oluşan menüdür diye düşünüyorum. Hem bütçeye zarar vermez hem de yapımı kolaydır, vakitte almaz. Benim sevdiklerim beni seviyorsa önlerine ne koyuyorsam yerler zaten. Özel yemek yapılmasına da karşıyım. Sonuçta beni görmeye geliyorlar, yemeğimi görmeye değil. Bu yüzden bayanların yaptığı günleri de sevmiyorum. Vakit öldürmek gibi geliyor bana. Gerçek sevginin içinde ayrıntılara yer yoktur.
Gelecek ile ilgili projelerinizden söz eder misiniz?
İlk hedefim Şu an yazmakta olduğum bir romanım var; kendi hayatımdan alıntılar ve tabi ki kurgu. Kurgu olmadan maalesef eksik kalıyor kitap. Bir an onu bitirip hak eden benim yolumdan geçmiş insanlara sunmak. Onlar bunu ha ediyorlar çünkü. 2.romanımın fikri birden bire iki gün önce cıktı inanamadım. Bir kere niyetlenmeye gör, evren yardım ediyor. Bir dost gönül ile sohbet ederken doğuda öğretmenlik yaptığını öğrendim. O anlatırken oradan iyi kitap çıkar dedim. Yazsana dedi ve gönüllü olarak anlatmayı kabul etti. Şimdiden 2 romanımın konusu belli.
Tabi ki durup durup nasıl yaparım bilmiyorum ama yayınevi kurma fikri doğuyor. Tabi ki bu anlamda tecrübem yok.  Kitap kafe açma fikrim var. Yaşadığım yer de kitap okumayı yaygınlaştırmak ve rahatlayacakları bir ortama gelmeleri açısından. Bunların hepsi tabi ki şimdilik his halinde bekliyor. Zaman neyi gösterir bilmiyorum. Hatta belki de kitap kafe açma hayalimi bir tatil kasabasına yerleşerek de yapabilirim. Benim için huzur bulabileceğim ortam çok önemli. Hayata devamlı gelmiyoruz. Aslında paylaşmayı da öğrenmek lazım… Ben huzur kokan ortamı bulursam insanlara da huzur kokan bir ortam hazırlamak da sanki insanlık görevimmiş gibi son zamanlarda hissediyorum. Çünkü bir gün dünyayı doğru eserleri okuyan kişiler kurtaracak.
Röportajı yapan siz olsaydınız, sorulmamış hangi soruyu kendinize sorardınız? Sorduğunuz soruya cevabınız ne olurdu?
Sorum şu olurdu? Gerçek Şair ve yazar nasıl olmalı? Her yazan kişi yazar ya da şair midir?

Bence GERÇEK ŞAİR, YAZAR duygusal, mert, dürüst, insan ve hayvan sevgisi olan, merhametli, herkese yardımcı olan, alçak gönüllü, sözünün eri olabilmeli. Yani imla hataları olmayabilir ve bir şeyler de gerçekten anlatıyorsunuzdur ama duygu yoksa asla kabul etmem o yazılım şeklini. Bana göre yazılan her şey karşı tarafa bir şey katmalı doğru mesajlar vermeli ve kesinlikle şahısa yönelik olmamalı ve bir milleti küçültmemeli aksine yüceltmeli…
Röportaj teklifimi kabul edip içtenlikle cevapladığınız için teşekkür ederim.
Kendimi ifade etmeme şans tanıdığınız için, bana bu fırsatı veren Değerli insan Lale BOLLUKÇU’ya, emeği geçen herkese  ben çok teşekkür ediyorum.
Birde okumak zahmetinde katlanacak olan yolu sevgiden geçen ileri de çıkacak romanımı ve şu an piyasada olan kitaplarımı okuyan herkese teşekkür ediyorum. iyi ki varız. Bir gün bir yerlerde nice satırların sessiz çığlığında kendinizi bulduğunuz da yine gönüller de buluşacağız.
www.haberhurriyeti.com / LALE BOLLUKÇU

12 Mayıs 2017 Cuma

* RUHUMDAKİ YABANCILAR * FERDA UDÜL KAYCİ* * PAROLA YAYINLARI *



* RUHUMDAKİ YABANCILAR * FERDA UDÜL KAYCİ*
                       * PAROLA YAYINLARI *

Kendisini çok iyi tanıdığını düşünüyordu. Hepimiz gibi… Ama hayatının içine sinsice sokulan yabancılar, onu bambaşka dünyalara doğru sürüklerken başına geleceklere ve öğreneceği gerçeklere hiç mi hiç hazır değildi. Peki ya gerçekler gerçekten gerçek miydi? Ruhunuzdaki yabancıları keşfetmeye hazır olun. Genç kızın farklı karakterlerinin yarattığı karmaşa içerisinde siz de yerinizi alacak ve soluksuz okuyacağınız bu romanda bilinmezliğe doğru sürükleneceksiniz.Ferda Udül Kayci’nin kaleminden ustaca işlenmiş bir kurgu ve tahminleri zorlayan bir final…
  (Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı : 416

KİTAP YORUMUM
Bir gün aynaya baktığınız da aslında olduğunuzu sandığınız kişi olmadığınızı öğrenseniz ne hissederdiniz? Kitabın özü şiddet içinde doğan bir kız çocuğunun sonraki süreçler de istemeyen çocuk olması ve özgüvenini yitirmesi, sevgisizliğin parasızlığın getirdiği zorlu hayatında ayağa kalkma çalışması. Aşk ile tanışan Kader acaba Kader olarak kalmayı başarabilecek mi? Asıl sorun orada.
Hasan'ı ise bir insanın aşkta en büyük imtihanı bekliyor. Ya bencillik yapacak aşkını tercih edip Kader'i tercih edecek ya da koşulsuz sevgisine sarılacak o iyi olsun yeter diyecek.
Kitabın finali beni ters köşe yaptı resmen diyebilirim. Son a'na kadar yazarın tüyo vermeyen kitapta henüz türüne kişisel karar verememek ile birlikte büyük bir aşk, şiddet, nefret, koşulsuz sevgi, kardeş bağının önemi, sevgi dolu bir aile ile nefret kusan bir aile yaşamı arasındaki büyük fark ve iyileşme sürece. Hatta Bazı bölümü okurken kitabın polisiye olduğunu bile düşünecek iken işte, işte mutlaka okumalısınız. Ruhsal bir hastalığı örnek vererek yazar çok güzel anlatmış. Kitabın sayısı 416 olmasına rağmen 2 günde bitirdiğim kitabım.
Kitaptan öğrendiğim öğretiler ise;
- Gerçek aşkta bencilliğe yer yoktur. Gerekirse onu tüm dünyaya savunursun.
-Çocukların düzgün yetiştirilmesi gerektiğini bir kez daha örnekler ile anlamış olduk.
-Doğru eşin önemi.
- Her hastalıkta hocalara gitmemek gerektiğini.
-Her sorunun eğer istenirse doğru doktorun bulunduğu taktirde sorunun çözülebileceği.
Mutlaka okuyun, pişman olmazsınız. Sevgi gücünün tüm kainatı sarması dileğiyle. Sevgi evrenseldir.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN
 

Bir Kitap Bin Yürek Published @ 2014 by Ipietoon