30 Ağustos 2016 Salı

*KUĞULU PARK CİNAYETİ*ALİ BAYRAM* *PUSLU YAYINCILIK*


Ankara'nın bürokrasi kokan puslu havasında Kuğulu Parkta o sabah genç bir kızın cesedi bulunur. Cinayet olduğu anlaşıldığında adım adım gerilim ve gizemler başlamıştır. Başkentin varoşlarından, sosyetenin kalbine kadar uzanan cinayetler de seri katil öylesine akıllı davranmıştı ki!

İşlenen bu cinayetler de ülkenin tüm insanlarını şüpheli yapmıştı. Şimdi bu satırları okuyorsun ya!

Bu cinayetlere sende parmak izini bıraktın.
Ve artık...
Sende Şüphelisin...
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 270

Baskı Yılı: 2015


Dili: Türkçe
Yayınevi: Puslu Yayıncılık


KİTAP YORUMUM

Bir polisiye kitabım daha soluk soluğa bitti. Devamı olan “Tanrı'nın Beğenmediği Kadın” eserini de yazarımızın aşırı merak ediyorum.
Başkentin sokaklarına 2 tane kadının öldürüldüğü anonsu geçer ve macera ondan sonra başlar. Erhan Amir ve ekibinin çabaları acaba katil ya da katilleri bulmaya yetecek midir? Hayat bazen bitti dediğimiz an’da tekrardan başlar. Erhan Amirin son an’da kurtulması güzeldi. Tabi ki okurun şevkini kaçırmamak adına yine tüyolar kitaptan çok fazla vermeyeceğim ama mutlaka okuyun derim. Mesela ben şu an hala o kaybolan 2 kız nerede? Oradayım hala. Kitabın devamını okumak için sabırsızlanıyorum. Hangi meslekte olursa olsun mert olmak, sözünün eri olmak önemlidir. Tıpkı Dodo dayıda olduğu gibi.

Değerli yazar Ali BAYRAM’a eserini benimle buluşturduğu için teşekkür ediyorum.



DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

BEN HER AVNİ’DEN BİRİSİ ÖLDÜĞÜNDE ACISINI YÜREKTEN HİSSEDERİM



Bir yıldız daha kaydı sahneden. Naşide Göktürk sadece medyadan tanımış olsam da acısını şu an yürekten hissettiğim nadir insanlardan birisi. Neden bilmem şu an aşırı üzgünüm. Ben tedavi görürken yurt dışında yaşayan sadece 1 kez görebildiğim can kuzenim öldüğünde de çok üzülmüştüm. Saçına tekrar kavuşmadan ölen her Avni(kanser) vakasında aşırı üzülüyorum. Bu hastalığı yaşayanlar bilir ancak kendini özlemenin ne demek olduğunu. Saçınızın her telinin kıymetini bilin. Şekilci insanlar acaba hastalandıkların da Avni hastaları gibi ayakta kalmayı başarabilecekler mi? Sanmıyorum çünkü bazı insanlar olaylara sadece görüntü çerçevesinden bakıyorlar. Oysa Avni olan her bireyin tek amacı o saniyeleri atlatmaktır. Yoksa güzelleşiyim gibi kaygıları yoktur. Onlar kendilerini özledikleri için normale dönmek isterler birde maalesef kötü insanların negatif enerjilerini üzerlerine çekmemek için isterler bunu.
Neden Avni hastalarına ya da sizden olmayan herkese böyle korkunç güya üzülüyormuş gibi bakıp bir ton soru soruyorsunuz insanlara. Onların ne hissettiğini düşünmeden. Sizin gibi şekilci kişiler yüzünden topluma uymayan her görüntü yalnızlığı seçiyor ve evden dışarı çıkmıyor. Tıpkı benim tedavi süresince hastane dışında eve kimseyi almadığım ve asla dışarı çıkmayı redettiğim gibi.
İnsanlar Avni niye olur biliyor musunuz? Hayatlarına baktığınız da affedemeyen, kötü insanlar ile bir türlü aynı havayı tenefüs etmeyi öğrenemeyen insanlar Avni olur. Bu yüzden tedavi süresince affedebilmek iyileşmeyi hızlandırır. Aslında tek şifa sana kötülük yapanı affetmek ve hayatından çıkarmaktır. Bunu başaramayan her birey ya iyileşemiyor ya da tekrar metasdaz oluyor yani hastalık yenilenmiş oluyor.
Yine Avni olan bu kişilerin hayatlarına baktığımız da maalesef aşırı duygusal yapıları olduklarını görürsünüz. Emin olun %90 kısmı iyi insanlardan çıkıyor. Tabi ki her insan Avni olacak diye de bir şey yok ama kimisinde diyabet, tansiyon olur üzüntüden. Kimisin de de Avni rahatsızlığı.
%10 kesimi ise niye Avni olur biliyor musunuz? Bu rahatsız olan kişileri kınayarak, onların rahatsızlığı ile dalga geçerek, işlerinden atarak, attırarak, o dönemi rahat geçirmesi gerekirken aksine zorluk çıkartan özetle ah alan kişilerden oluşur.
Hastalanmaktan çok insanların davranış biçimleri yorar insanı tedavi süresince. Lütfen artık bilinçlenelim. Acımayalım kimseye. Yani insanlar hastalanınca uzaylı falan olmuyorlar, hala insanlar. Acıyacağınıza yardımcı olun, dua edin. Hadi bunları da yapamıyorsanız fenalık yapmayın. Mümkünse o gözlerinizi dikip hem gözleriniz ile hem de diliniz ile taciz etmeyin insanları. Ya sevin bu insanları yürekten, kucaklayın ya da yorum dahi yapmayın.
Bıktım şekilci, çirkin yürekli insanlardan. Bugün bu yazıyı yazmama neden olan sevgili değerli insan Naşide GÖKTÜRK’ün ölümünü duymuş olmamın verdiği üzüntü. Yıllar önce bir programda kendisini izlemiştim ve çok duygusal bir yapısının olduğunu anlattıklarından anlamıştım. Kim bilir ne yaşadı da ölümü seçti ve iyileşmek bilinçaltında istemedi.
İnsanlar ölüm ile pençeleşirken tek istedikleri ağrılarının dinmesi bir an o dönemi atlatmaktır. Yoksa oran alındı mı? Burana bir şey oldu mu? Fiziğin zarar gördü mü diye  soran meraklı kesim merak etmeyin kınadığınız ve bu insanları üzdüğünüz için hepiniz sıra ile bu süreci yaşayacaksınız. Milletin hayatını merak edeceğinize gidip yararlı bir şeyler yapmaya çalışın.
İnsanların bir gün Avni’yi grip gibi yenmesini ve diğer negatif insanlarında bilinçlenmesini Rabbimden diliyorum.

Dipnot: Bu yazım bugün öldüğünü öğrendiğim de anlık derin üzüntü ile yazdığım için sevgili Naşide GÖKTÜRK’ün anısına ithaf etmek istiyorum. Rabbim rahmet eylesin. Sevenlerine sabır ihsan eylesin. Bir yıldız daha kaydı.


DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

27 Ağustos 2016 Cumartesi

*FARKINA VAR! * ŞİZEN ERSOY* *GOA YAYINLARI*

"Her şey mümkündür. Gerçekliğin akışı, filozofların, bilim adamlarının, politikacıların ve hatta bilgelerin tekelinde değildir. Değişimi yaratan, tek bir insanın kendisine inanışıdır, tek bir insanın… Şu anda dünyanın bir yerinde bir insan kendisine inanıyor. O kadar derinden inanıyor ki, dünyayı değiştirdiğini fark etmeyecek bile. "

Toltek "Fark ediyor! Fark ediyor ve bilincinde…" Berr (Şizen Ersoy - 6 Mart 2015 Nevzat/Sıfır Noktası Manavgat)
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 292

Baskı Yılı: 2016


Dili: Türkçe
Yayınevi: Goa


KİTAP YORUMUM

Kitabın türüne henüz karar verememek ile birlikte kişisel Gelişime yatkın olduğunu söyleyebilirim. Ama klasik kitapları unutun. Bu kitabı aldığınız da elinizde yeni bir yolculuk, farklı bir dünya olduğunu önce kabullenin.
Her şeyden önce ben kitabı çok çok sevdim. Kitaptaki ilişkiler de kahramanımız her selam verdiği kişiden ne öğrenmesi gerekiyorsa onu öğrenip o kişi ile yolculuğu tamamlandı ise bunu enerjiler değiştikçe görüştüğümüz kişilerde biliyorsunuz değişir yerinde bitirmeyi bilen bir hanım.
Yine Kahramanımız bir anne olmasının ötesinde bir birey olduğunu, önceliklerinin olduğunu eğer kendi içindeki kargaşayı çözemez ise çevresine mutluluk veremeyeceğini yaşam yolculuğunda anlatmış.
Kitabı bir başucu kitabı kabul ettim ve belli bir süre sonra tekrar kaçırdığım bir şey var mı acaba diye okumayı düşünüyorum. Verilen bilgiler oldukça değerli. Bir kadın ile erkeğin duygusal anlamında kadın/erkek ilişkileri dışında da çok güzel fikir alışverişi yapabilecekleri, dost, arkadaşlık eğer isterlerse gerçekleştirebilecekleri çok güzel irdelenmiş.
Kitabı okurken ister istemez empati yapıyorsunuz. Mana ile yaşadığı tüm hisleri farkında olmadan yaşadım. Ben olsaydım böyle yapardım ama demek ki bu böyle davranmak yanlışmış dedim.
Mana bence çok şanslı bir bayan. Kitabın bana kattığı birçok ders var.Misyonu olan kitapları çok seviyorum. Bunları maddelemem gerekir ise;
1/Hayat sandığımız kadar uzun değil. Kalp kırmak için hele hiç uzun değil. Öfke duymak içinse kesinlikle çok kısa. Eğer bize birileri bizim hoşlanmadığımız şekilde davranıyorsa kesinlikle bu bizim hatamız. Bizde ki o bölümü temizlemediğimiz sürece olaylar, isimler değişecektir. Ama aynısına benzer korular yaşanacaktır.
2/Bir erkek ile bir bayan eğer isterse araya kadın/erkek ilişkileri girmeden de fikir alışverişi yapabilir.
3/Hayatımızdan çıkan kişilere kin, öfke duymak gereksizdir. Eğer her iki tarafta ister ise dost kalınabilir. Hele ki bu eski eş ise, ortada bir çocuk var ise kesinlikle dost kalınmalıdır. Ancak böyle sağlıklı bireyler yetiştirilebilir.
4/çevremizin bizi anlamasını istiyorsak ne istediğimizi ve sınırlarımızı çok iyi anlatmalıyız. Her birey kesinlikle mutlu, özgür olmayı hak eder.
5/Anne olmak, birey olduğunu unutmak demek değildir.
6/Hayatımızdaki karmaları, kargaşaları temizlediğimiz de yaşam hiç tahmin dahi etmediğimiz şekilde güzelleşecektir.
7/Hayatımıza yaşadığımız acıları bile kronikleştiren bizleriz. Acı çekmeyi seçersek acı çekeceğimiz kaçınılmazdır.
8/Yaşanılmış hiçbir ilişkiyi tekrarlamamız gerekiyor. Çünkü alacağımız dersi o kişiden almışızdır. Bu demek değildir ki o kişi ile düşman olalım. Aksine dost olabiliriz, ilişkinin rengini değiştirebiliriz. İllaki eskiden olduğu gibi yine eşimiz yada sevgilimiz olması gerekmiyor.

Kitabın isminde de yazdığı gibi FARKINA VAR kitabı farkında lığımızı eğer istersek yaşam yolculuğumuza farklı bir bakış açısı getirebileceğimizi ortaya koyuyor. Saatlerce kitap hakkında yazabilirim. Ama bence okuyun derim. İnsan ilişkileri zor gibi görünse de aslında çok kolay. Yeter ki içimizden taşan sevgiyi güzel olan her şeye kendimizi kapatmayalım.

Yaşam yolculuğuma çok şey katan bu kitabı yazdığınız için ve bana ulaştırdığınız için değerli insan, değerli yazar Şizen ERSOY’a çok teşekkür ediyorum. Yeni eserleriniz sevgiyle bekleniyor.


DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

*SUÇ NUMARASI 16 * ÜMİT KIZMAZ* *PUSLU YAYINCILIK*




Çalılıkta aylarca saklanmış bir ceset...
Tarifi mümkün olmayan koku...
Ortaya çıkmanın verdiği endişe...
Paranoyaya dönüşmüş bir hayat...
Psikopat bir katil...
Profesyonelce işlenmiş ve sonrası planlanmış cinayetler...
Cesetlerin telefonlarından gelen mesajlar...
Bankaya yatırılan para...
Hiçbir şeyden habersiz herkes...
Ve adım adım takipte üç polis...
Burası, herkesin bir şeyler gördüğü fakat hiç kimsenin hiçbir şeyden haberinin olmadığı İzmir.




KİTAP YORUMUM

Yine 1 günde bitirdiğim polisiye türü kitabım. Uyumak isteseniz de uyutmuyor zaten. 3 tane polis hiç tanınmayan ipucu olmayan aylardır bulunmayan bir ceset bulurlar ve macera ondan sonra başlar. Sıradan bir insanın ilk cinayetini işledikten sonra piskopata dönüşmesi ve seri katil olması bunu zevk alarak yapması cinayetin işleniş biçimi insanın kanını donduruyor. Katil kim? aileden birisi mi? Yoksa dışarıdan birisi mi? Tabi ki sonuna kadar yine tek ipucu yok. Polislerin tam pes ettikleri an da bulunan ipuçları acaba katile götürecek mi?
Polisiye kitaplar da şuna çok dikkat ederim. Katilin sonuna kadar bulunmaması ve heyecandan uyuyamadığım eserler. Tabi ki katilin kim olduğu hakkında ipucu sizlere vermeyeceğim. Bence okuyun ve o heyecanı çözün derim. Okurken kanınız donacak ve bu kadar da vicdansızlık olmaz diyeceksiniz.
İnsanların yaşam biçimlerine bakarak şu karakterdedir demek doğru değil demek ki. Bunu sıradan bir hayat yaşayıp da katil olan bir insan için diyorum. Bir kez daha anladım ki kusursuz cinayet yoktur. Hiçbir cinayetin mazereti olamaz.

Değerli yazar Ümit KIZMAZ’a eserini benimle buluşturduğu için teşekkür ediyorum.


DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

20 Ağustos 2016 Cumartesi

GERÇEKTEN SEVERLER

Sevdiklerine şiir eken, şiir yazan adamları sevin. Zira onlar sol taraftan o kadar seviyorlar ki kalemden tane tane düşüyor sevdaları. Dilinin ucuyla "Seni seviyorum" cümlesinin anlamını bilmeyenleri kaderlerine bırakın. Onlar artık herkese söyleye, söyleye bu cümlenin gerçek anlamını kaybetmek ile birlikte, sevmeyi de bilmiyorlar demektir. Gerçek sevgi akar be kardeşim sevdiğinin üzerine her türlü. Tane, tane parfüm gibi saçılır alanlarına. Gül kokar sevdiği ondan sonra. Sevilen kadınlar hem ne güzelleşir biliyor musunuz? Nerede güzel gülen, gül kokan, güzelleşen bir kadın görürseniz bilin ki onlar doğru adamın elindelerdir. Güvenirler onlar sevdiklerine. Gereksiz kısıtlama getirmezler. Zira karşılıklı güven aşılamışlardır birbirlerine gerçekten severek. Gözleriyle dokunur onlar sevdiklerine, kırmaktan korkarlar. öyle ki gitmek için kapıya yakın olmazlar aksine en minik hatada telafi ederler ki yükselsin sevgi topraktan fışkıran çim misali.
Onlar güzel insanlardır.
DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

19 Ağustos 2016 Cuma

KEŞKE

Keşke herkes dürüst olsa dünya daha bir yaşanılır hale gelirdi. İma yerine insanlar dobraca istediklerini dile getirse. Sonra seviyorsa mertçe söylese, sevdikleri için her ne olursa olsun mücadele etseler ve sevmedikleri kişilere de bir gün işim düşer diye gülümsemeler. Sahte olan her şey bende allerji yapıyor niyeyse. Hala alışamadım yalanlara. hala alışamadım insanların sahte yüzlerine. Ne olur sanki yüzünüze bakınca içinizi de görsem ve işte tamam desem. Bu kişi ne demek istedi şuan diye düşünmeme gerek kalmasa. O kadar şeffaf olsanız ölür müsünüz yani? Çölde susuz kalan bir insanın haykırışları gibi samimiyeti, dürüstlüğü özlüyorum hem de çok. Nefret demeyim de tiksinti oluşuyor oynayan insanları görünce. Oynayın tabi ki ama mesela dans edin, halay çekin ne biliyim isterseniz başka bir şey. Ama ruhunuz oynamasın. Yukarı ayrı, aşağısı ayrı düşünmesin. Çok şey mi istiyorum. size bakınca yüreğinizdeki sevginin yüzünüze yansıdığını görüyüm. Kucaklaya bileyim sizleri o zaman yürekten. Hem ne kadar çabuk tüketir olduk güzel olan her şeyi. Ne eskisi gibi sevdalar gerçek, ne de gerçek dostluklar fazla. Olanlar kardelen orası ayrı ama, peki bu oynayanlar ne olacak? Taktım mı takıyorum galiba. Özlüyorum samimiyeti, samimi bakan bakışları. Bu kadar mı zor insan olabilmek? Bu kadar mı zor sevmiyorsan, sevmiyorum diyebilmek. 
Hayal işte kuruyor insan. Olacak inşallah bir gün yeniden sevgiler fışkıracak topraktan. Tıpkı her kış dökülen yaprakların, baharda tekrar o bitti, kurudu denilen ağaçlardan, topraklardan fışkırması gibi gerçek medeniye fışkıracak. Yeni doğan çocuklar sevginin içine doğacak. Gökyüzü bile gülümseyecek yaşadıklarımıza. Sevdalar yalan olmayacak. Eğer varsa duygu mücadelenin, emeğin anlamı olacak. Koşulsuz sevecek herkes birbirini. Hani diyorum hayalde kalmasa bazı şeyler. Ölmeden yaşansa tüm güzellikler. Menfaat için değil de insan gerçekten sevdiği için evlenecek ve kırk yıl sürecek. Tüketilmeyecek tüm güzel duygular. Huzur kokacak etraf. Barış kokacak. Nefret ile sevgi yer değiştirecek. Hayat, yaşamak güzel aslında. Vallahi çok güzel, keşke bu kadar güzel insanların duyguları kötü insanlar tarafından bu kadar kolay sömürülmese, aldatılmasa. Öyle işte...
 Duygu Songül KAHRAMAN

18 Ağustos 2016 Perşembe

BİLİYORUM

Biliyorum sen dön desem bile dönmeyeceksin karanlığından,
Biliyorum yarınlar konuşmayacak bize dair,
Okuyamadın yine beni,
Perşembe’nin gelişi zaten Çarşamba’dan belliydi,
Konuşamadık yine asıl gerçekleri,
Sol tarafım ağrıyor biliyor musun?
Yine kahraman ilan ettim bugün kendimi,
Bende bilmiyordum bu kadar bende ki tarifsiz gücü,
Of bir gün daha geçti sensiz,
Bir gün daha geçecek yarınlar,
Ben sana dokunamam ki ruhuna,
Sen zaten anlamıyorsun bendeki seni,
Yine bizdeki deprem çöktü yarınlara,
Yine biz olamadık…
Yine sustum, susuyorum dilime gelenleri,
Çözüm yoksa eğer yine gitmeli başka umutlara,
Sessizlik konuşsun yine her zaman ki gibi,
Yine doluyum işte bu akşam,
Gök gürlüyor yüreğimde,
İçimden bir parça daha koptu senden,
Tükendik tamamen.

Duygu Songül KAHRAMAN


14 Ağustos 2016 Pazar

*SİNAN AKYÜZ*AŞK MECLİSİ*ALFA YAYINLARI*



“Sen ve ben artık yalnızlığımıza âşık olmuş iki insanız. Bizim bu yalnız dünyamıza şafak atmaz, gün doğmuş. Gergin, donuk, yamyassı dünyamızda katılaşıp kaldık bir kristal taşı gibi. Çığlık çığlığa bir gecenin içinde, ikiye ayrılmış karanlık bir gökyüzünde, kan içindeki bir şırınganın ucunda, sahipsiz bir gölge olmuş ve hiç kimsenin istemediği yürek karası düşlerin kanatlanmış ölüleri gibiyiz ikimiz. Sen ve ben...İkimiz...”

Bu kitapta bir eroinmanın dilinden yaşam, ölüm ve aşk arasındaki paradoksu okuyacaksınız. Hangisi daha büyük suç? Eroinman olmak mı? Eroinman olmaya sebep olmak mı?

KİTAP YORUMUM

Uyuşturucu bağımlılığından ölen bir gencin günlüklerinden yola çıkılarak yazarın yazdığı bir kitaptır. Tabi ki tahmin ettiğiniz gibi gerçekten üzücüydü. Dışarıdan bakınca yargılamak kolay ama onların gözlerinden bakılan dünyayı okumak isterseniz mutlaka okuyun derim. Hayatı bazılarına -0 olarak maalesef başlayabiliyor. Yazarımızın duyarlılık gösterip toplumu ilgilendiren bir konuyu ele aldığı için teşekkür ediyorum. Kitabı çok çok anlamlı kılan ise, ölen gencin duygularının kendi dilinden işlenmiş olması. Tavsiye ederim. Özellikle anne /babalar okumalı.


DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

*AFRA* CANSU TIRAŞOĞLU*AGAPİ YAYINLARI*


Acı, vicdan muhasebesi ve tesadüflerle dolu bir hayat…
Çocukluğundan beri peşini bırakmayan bir kâbus…
Aşk gibi görünen tuzaklar

Tuzak gibi görünen gerçek mutluluklar…
Korkak, her şeye ve herkese şüpheyle yaklaşan bir kadın; Afra…
Ve bu kadının kendini, aşkını, gerçeğini bulmak için çıktığı uzun yolculuk…
Bu yolculuktaki her bir durak Afra'nın hikâyesini ilmek ilmek örecek ve siz de bu ilmeklerin
arasında kendinizden bir düğüm bulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı: 464
Baskı Yılı: 2016
Dili: Türkçe
Yayınevi: Agapi
KİTAP YORUMUM

Kitap yorumuma gelince; kitabın sayfa sayısı 464 olmasına rağmen 2 günde bitirdim. İlk gün uyumak istemedim ve 340 sayfa okumuşum. Yani gözler iptal olmasa o gün kesin biterdi. O derece heyecan kokan bu kitabı herkes okumalı bence. Kitapta kendini talihsiz zanneden üvey baba ve üvey annesi ile yaşayan AFRA’nın hayatı anlatılıyor. Oysa bana göre Afra çok şanslı bir kız. Çünkü üvey ailesi çoğu öz aileden daha iyi davranıyor ve akrabaları da gerçek akrabalardan farksız. Kitapta ben en çok Aybars’a üzüldüm niyeyse. Aslında burada çok kurban olmasına rağmen Aybars’ın aslında kader kurbanı olması ve iyi bir insan olmak için uğraşması, paraya değer vermemesi Afra’ya olan katıksız aşkı beni çok çok üzdü. Hatta değerli yazarıma sordum niye kavuşturmadın diye? Kitabın konusu hem sıra dışı hem de misyonu yüksek bir kitap. Heyecan yüklü ilk sayfalardan okuru bağlıyor ve bitene kadar bırakmak istemiyorsunuz. Bana öğrettiği ders ise; Üvey/öz kavramına takılmamız gerektiği. Çünkü kitapta Afra’nın öyle bir ailesi var ki çoğu öz aileden daha öz bana göre. Afra’nın korkuları çok fazla ve korkuyor ister istemez ama bence korkuları yersizdi. İkizlere olan ön yargısı bana göre yine gereksizdi. İnsanlara sevgi dolu ve içten davranıldığında sol taraflarını görebiliyorsunuz. Belki de hayatta her ne kadar yapamasak da,bizi sevenleri seçmeliyiz. Çünkü bizim sevdiklerimiz bazen, bizim için hayırlı olmayabiliyor ki bunu bu kitapta çok net görebileceksiniz. Ben kitabı çok beğendim. Israrla tavsiye ediyorum mutlaka okumalısınız. Değerli yazar Cansu TIRAŞOĞLU’na bana eserlerini ulaştırdığı için teşekkür ediyorum. Kalemin daim olsun güzel insan.

 DUYGU SONGÜL KAHRAMAN

*CENKHAN KELKİTLİOĞLU* *DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN AŞK* *MİNVAL YAYINLARI*




Gerçek aşkı arayan bâkir bir kalbin yolculuğu. Dışarıdan bakıldığında herkesin imreneceği bir yaşam sürerken, buzdağının görünmeyen yüzünde hayat tarafından sürekli sınanan, karşısına çıkan yanlış insanların, engellerin, sınırların ve yanılgıların yıldıramadığı, dokuz yaş rüyasının peşinde koşmaktan vazgeçmemiş bir adam. Kırdığı kalplerin "ah"larının gölgesinde, hırçın rüzgârlarla savrulup duruyor; rüyalarını süsleyen kadının gerçekliğinde kaybolmayı, aşkın şarabıyla sarhoş olmayı bekliyor. Kalbinin zümrüt işlemeli tahtının sahibini bulana dek de yoluna devam edecek.

Cenkhan Kelkitlioğlu, okuyucuları sevdanın dolambaçlı yollarında kaybolmaya çağırıyor. "Seni seviyorum" derken gözlerinin içi gülecek.

Sevgisi öyle lafta kalmayacak.
Üstüne tir tir titreyeceksin.
Elini tuttuğunda zemin akıp gidecek ayaklarının altından.
Başını omzuna yasladığında bileceksin ki tek huzur orası.
"Senin için ölürüm" derken,
O an geldiğinde tereddütsüz öleceksin...
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 216

Baskı Yılı: 2016


Dili: Türkçe
Yayınevi: Minval Yayınevi


KİTAP YORUMUM

Bir erkeğin kariyer, görsellik cazip olan her şeye sahip iken, rüyasında gördüğü aşkı ile karşılaşabilmek için dışarıdan acımasız görünen, ulaşılmaz görünen oysa sadece rüyasındaki kalbinin gerçek sahibini bekleyen içinde fırtınalar kopan duygusal yaşamını anlatıyor.
 Bazen gördüğümüz ile, yaşanılan farklı olabilir. Kitapları okudukça bunu daha net anlıyor insan. Erkekler dünyasını ve ilişkiye bakışlarını da tüm içtenlikle anlatan yazar her insanın içindeki küçük sevgiye muhtaç küçük çocuğu bizlere tarif etmiş. Bana göre bayan ya da erkeğin içinde ölmeyen bir çocuk vardır. Hangi yaşta olursak olalım, o çocuğun sevmeye ve gerçekten sevilmeye ihtiyacı vardır.

Değerli yazar Cenkhan KELKİTLİOĞLU’na eserini benimle buluşturduğu için teşekkür ediyorum.



DUYGU SONGÜL KAHRAMAN
 

Bir Kitap Bin Yürek Published @ 2014 by Ipietoon